Page 10 - 9789753811453
P. 10

f
                                                           f f

                                  Peygamber Efendimiz’in beflerî hayât›n› inceler, araflt›r›r ve kaleme
                              al›rken, dâimâ bir “müslüman ilim adam›” tavr› içinde olmaya çal›flt›m.
                              Yazarken, hep yüklemi belli cümle kurmaya dikkat ettim. Mesâfeli bir üs-
                              lûp kullanmad›m. Fazla resmî bir ifâdeye de iltifat etmedim. Peygamberi-
                              miz, dedim. Peygamber Efendimiz, dedim. Resûlullah Efendimiz, dedim.
                              Peygamber-i Ekber dedim. Zât-› Risâlet, dedim. Seyyid’ül-Mürselîn Efen-
                              dimiz, dedim. Fahr-i Âlem Efendimiz,  dedim. En resmî ifâde olarak da,
                              Hazreti Peygamber, dedim. Fakat hiç bir zaman “Hz. Muhammed” diye-
                                   (2)
                              medim .
                                  Hazreti Peygamber’in ad›n›n veyâ s›fatlar›n›n geçti¤i yerlerde, Pey-
                              gamber Efendimiz’e karfl› Arapça sayg› formülü olan “sallallâhü aleyhi
                              ve sellem” ifâdesini, veyâ bunun k›salt›lm›fl› olan “s.a.s” rumuzunu, -uy-
                              gun düflen yerler hâriç- pek az kulland›m. Böyle yerlerde, hep, kendi dili-
                              mizin sayg› ifâdelerini tercîh ettim. Bir, “Efendimiz” kelimesindeki sayg›
                              asâletini baflka kelimelerde göremedim.
                                  Yaz›m kurallar› bak›m›ndan da, “çok özel” bâz› tasarruflar›m›z oldu.
                              Meselâ, isimlerin önünde bir sayg› ifâdesi olarak kullan›lan “Hazret” keli-
                              mesinin yaz›l›fl›nda, genellikle “Hz.” k›saltmas›n›n kullan›lmas› bir
                              teâmül olmas›na ra¤men, biz, bu kelimeyi Peygamber Efendimiz’in önün-
                              de yazd›¤›m›zda hiç k›saltma yoluna gitmedik; hep, “Hazreti Peygamber”
                              fleklinde aç›kça yazd›k; di¤er isimlerle geçti¤i yerlerde ise Hz. Ali, Hz.
                              Âifle, Hz. Mevlânâ gibi rumuz kulland›k. Ayn› zamanda, bu kelime eser
                              içinde çok s›k geçti¤i için, sâdece buraya mahsus olmak kayd›yle, “Haz-
                              ret-i Peygamber” fleklinde tamlama (terkip) çizgisi de koymad›k.
                                  Ayr›ca, Peygamber Efendimiz’i “zamir” ile ifâde etti¤imiz yerlerde,
                              hep, büyük harf kulland›k: O, O’nu, O’na, O’nda, O’ndan gibi.
                                  Bâz› bahisler ifllenirken, yer yer Efendimiz’in zevceleri’nin ad›, hadîs-
                              lerin senedlerinde ve haberlerin metinlerinde geçmektedir. Özellikle Hz.
                              Âifle, Hz. Hafsa, Hz. Meymûne ve Hz. Ümmü Seleme bunlar aras›nda-
                              d›r. Onlar›n adlar›n›n geçti¤i her yerde; “Hz. Âifle (r.anhâ) vâlidemiz”,
                              “Hz. Hafsa (r.anhâ) anam›z”, “Hz. Meymûne (r.anhâ) vâlidemiz” ve “Hz.
                              Ümmü Seleme (r.anhâ) anam›z” gibi bir ifâde kullanarak, onlara karfl›, di-
                              ¤er müslüman han›mefendilerden farkl› bir ta‘zîm gösterme yolunu be-
                              (2)  Bu inceli¤e; ‹stanbul terbiyesi ile yetiflmifl, Türk irfân› ile hâllenmifl ve Türkçenin
                                  incelikleri ile üslûp zerâfeti kazanm›fl olarak evrenseli yakalayan yerli âlimimiz Elmal›l›
                                  M. Hamdi Yaz›r, “Hak Dîni Kur’ân Dili Yeni Meâlli Türkçe Tefsir” adl› eserinde
                                  büyük bir titizlikle uyagelmifltir.

                              10
   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15