Page 11 - 9789753811705
P. 11

elektromanyetik eksen teşekkül ettirir. Bu eksenler belli fizik sonuçlardır. Gerek yan, gerek horizantal ve vertikal eksenler vücudun
         elektromanyetik çizgilerini etkilediği gibi; en çok bizzat kalp kasını etkiler. Devamlı değişik şekiller ve dönmeler bu eksenlerle kalb
         kası arasında bir asimetri yaratır. Bu olay biyolojik yorgunluğa neden olur. Bu denge, göğüs boşluğunun sabit bir şekilde belli istika-
         mette kalışı ile rahatlaşır. Bu ise, namaz boyu kalbin maddesel yapısının huzuruna ve sonuç olarak güçlü çalışmasına neden olur.
         Yedinci âyetin yorumunda bu dengeyi daha iyi öğreneceğiz.

            2) Namazın Nefse Verdiği Nîmetler:

            a) Namazın nefse verdiği felâh: Nefs, bütün bencilliğine ve ihtirasına rağmen kesinlikle huzursuzdur. Stres dediğimiz olayların
         tümü nefsin bu huzursuz yapısından doğar. Çeşitli kitaplarımda bu stresler konusunu derinlemesine çok inceledim. Burada namaz
         açısından stresi ve onun yok edilmesini inceleyeceğim.

            Yapılan en yeni araştırmalar stresin üç önemli duygudan ileri geldiğini tespit etmiştir: Korku, güvensizlik, ihtiras... Bu üç duygu
         ise gerçekte nefsin hisset, cehalet ve gururundan doğar. İşte nefs bu yanlış duyguların kargaşası içinde akıl almaz bir bunalımın
         girdabına düşer. Mutluluğu ancak kitapta görür. Tabiidir ki Allah’ın yasakladığı bu duygular neftsen bedene yansır; bitkisel sinir sis-
         temi, hipotalamus ve hipofiz merdiveninden tırmanıp vücudu tahrip eder. Nefsin bu çılgın huzursuzluğunu frenleyecek namazdan
         başka bir metod yoktur.

            Namazda, Fâtiha sırrı içinde nefs sukûna kavuşur. (3) Çünkü Fâtiha ona, Âlemlerin Rabbi’ne hamd etmesini öğretmiş, Rahman
         ve Rahîm sırrı ile de güven duymasını sağlamıştır. Huzûr-u ilâhîde bulunuşu, namazın akıl almaz mânâ cereyanı, âdeta nefsi çelik
         bir teli ateşte eğer gibi eğmiş, onun akılsız telâşını silivermiştir. Özellikle namaza yeni başlayanlar bu sırrı bir süre sonra fark ede-
         bilir. Namazda ilâhî huzurda bulunmamızın güvencesi, bir yandan da mahşeri hatırlatarak nefsin sınırsız ihtiraslarını frenler. Bu,
         nefsin namazda kazandığı felâhın pek elle tutulur nîmetidir.
            b) Nefsin namazda hidayete ermesine gelince: Hidayetin temelinde erişme, bir anlamda yücelme vardır. Namazda nefse ait tüm
         kalınlıklar incelir. Daha doğrusu çeşitli yanlarının tümünde arınır. Şimdi sıra ile bu yanları inceleyelim:

            I- Gurur: Nefsin ilâhî huzura çıkıp Sübhâneke’yi okuması, rükû ve secde, tam anlamıyla gururun erimesi demektir. Birçok kişi
         «ben alnımı yere koymam» diyecek kadar mağrurdur. Aynı zamanda dördüncü âyette kulluğun perçinlenmesi, belli zaman içinde
         nefsin gururunu sıfıra indirir. Onu, sırât-ı müstakîm’e hidayet lûtfuna yaklaştırır.

            II- Nefsin meskenet (silik, tembel, uyuşuk) yanı: Namazın beden ve ruha verdiği aktivite, nefsin meskenetini alır götürür; nefs,
         hidayetle sırât-ı müstakîm’e erişmek için büyük bir gayrete düşer.

            III- Nefsin cebânet (korkak ve çekingen) yanı: Allah’ın huzuruna çıkıp kendisinin sıradan bir varlık olmadığını anlayan nefs, ölüm-
         süzlüğün sırrına; âhirete yakîn olur (4. âyet). O zaman temel korku baskısından kurtulur. Çünkü korku, ölüp yok olma telâşından
         büyüyüp gelişen bir çelişkidir. Allah huzurunda tadılan ilâhî güven, nefsin cebanetini (4) siler atar.


            IV- Nefsin ihtiras yanı: Namaz, âyetteki tariflerine göre aşırılıklardan alıkoyan mânevî sırra sahiptir. Allah huzurunda günde kırk
         kez «Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden istiane dileriz» (5) diyen nefsin ihtirasları, güneşte kalan kardan adam gibi damla damla
         erir.

            V- Nefsin zulüm yanı: Namazın zulme indirdiği darbe ise rakipsizdir. Hayatta nefsin zulüm yanını hiçbir önlem engelleyemez.
         Allah huzurunda secde eden, Allah’ı âlemlerin tek Rabbi bilen insan, kendi zulmü karşısında utanır. Zaten nefsin zulüm yanı; hem
         zavallıya ve kimsesize, hem de kendine karşıdır. Bu çetin sapkınlık tüm kavgaların merkezidir. İşte namaz nefsin zulmünü kırarak
         kavgaları bitirir.

            VI- Nefsin riya yanı: Nefsin çok önemli bir yanı da yalancılıktır. Namaz riyanın da en önemli ilâcıdır. Yine «Yalnız sana kulluk ede-
         riz» taahhüdü günde kırk kez tekrar edilince; nasıl olur da insan sair menfaatler uğruna riyaya devam edebilir? Ancak unutmayınız
         ki, özellikle nefsin riya ve gurur yanı hidayete erişmekte en geciken yanlarıdır.

            VII- Nefsin hisset yanı: Hisset, hem hasisliği ve hem de kıskançlığı simgeler. Namazda Fâtiha’nın yedinci âyetinde «O yol ki,
         kendilerine nîmet verdiklerinin yoludur» cümlesini günde kırk kez tekrar eden nefs; önce kıskançlığı atar. Sonra da kendine verilen
         her nîmetin bir Allah ihsânı olduğunu idrak eder. Böylece “Ben kazandım, ben yerim” şaşkınlığından kurtulur. Böylece kendinde
         olan her şeyin ilâhî bir nîmet olduğunu, onun mutlaka infâk edilmesi gerektiğini anlar. Hele bir de Sûre-i Mâûn’u okuyup yardımdan
         yana olmayanın namazının yanlış ve riya olduğunu işitince nefs ne kadar istemese de hisseti terk zorunda kalır. (6)


            Namazın, nefsin daha birçok yönlerinde hidayet sırrı vardır. Ben çok önemli noktaları sergilemeye çalıştım.

            3) Namazın Ruha Verdiği Nimetler:

            a) Namazın ruha verdiği felâh: Ruhun felâhı yalnız namazdadır. Çünkü ruh emr âleminden beden kafesine ışınlanmıştır. Beden
         kafesinde bir tür kapatılmış kuşa benzer. Namazın hamd sırrı, ruhu sonsuzluk âlemine bağlayan bir uzay köprüsüdür. Hamd derin-
         leştikçe ruh sonsuz mutluluğa ulaşır.

            b) Namazın ruha verdiği hidayet: Ruh, insan bütününde ilâhî ceryanı temsil eder; ancak bedenle bağımlı, nefsle perdelidir. Onun
         görevi bizi ilâhî hikmetlere bütün hâlinde götürmektir. Bu yüzden ruh bu vazifeyi yapabilmek için mutlaka bir hidayetle güçlenmelidir.
         Bir anlamda beden roketinin hareket sistemi ruhtur. Bu sistem o kadar güçlü olmalıdır ki insan mâna âleminin sonsuzluklarına doğru
         şerefli seferine çıkabilsin. İşte namazın en hassas sırlarından biri ruhun hidayeti hikmetidir.

            Ruh emr âleminden geldiği için, gerçekte kusursuz ilâhî bir ceryandır. Ancak, onun beden kafesinde oluşu ve nefs perdesiyle
   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   16