Page 120 -
P. 120
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
Coombe Tracey’e varınca, Perkins’e atları bir ahıra götürüp,
dinlendirmesini söyledim ve soruşturma yapacağım bayan
hakkında araştırmalara başladım. Oturduğu yeri bulmakta
güçlük çekmedim, evi merkezî, güzel bir yerdeydi. Yol göste-
rilmeyi beklemeden bir hizmetçi, beni içeri aldı. Salona girin-
ce, Remington yazı makinesinin önünde oturan bir hanım,
yerinden kalkıp, gülümseyerek beni karşıladı. Yabancı biri
olduğumu görünce yüzü asıldı, derken, oturup ziyaretimin
nedenini sordu.
Bayan Lyons’ı gördüğünüzde gözünüze çarpan ilk şey, son
derece güzel bir kadın olduğuydu. Gözleri ve saçları aynı, parlak
kestane rengindeydi. Yanakları her ne kadar çil içindeyse de,
esmer rengin o güzel pembeliğiyle karışmıştı, gülün içinin o
nefis pembesi. İlk izleniminiz hayranlıktı, dediğim gibi. İkinci
izlenim ise, eleştiri duygusu veriyordu insana. Yüzünde ince bir
sahtelik vardı, bir ifade kabalığı, sertlik belki de, o mükemmel
güzelliği bozan bir dudak sarkıklığı. Bunlar sonradan anlaşılı-
yordu ama insan o sırada sadece güzel bir kadının huzurunda
hissediyordu kendini. Bana ziyaretimin sebebini tekrar sordu. O
ana kadar yapacağım işin inceliğini fark etmemiştim.
“Babanızla.” dedim. “Babanızla tanışmış bulunuyorum.”
Saçma bir girişti bu, böyle olduğunu kadın bana şöyle hatır-
lattı:
“Babamla aramızda hiçbir ortak yanımız yok.” dedi. “Ona
karşı hiçbir borcum yok, dostlarıysa benim dostlarım değil-
dir. Sir Charles Baskerville ile bazı iyi kalpli kişiler olmasaydı,
açlıktan ölür giderdim. Buna, babamın kılı bile kıpırdamazdı.”
“Şu an hayatta olmayan Sir Charles Baskerville hakkında,
sizinle görüşmeye gelmiştim.”
Kadının yüzündeki çiller oynadı.
120
120

