Page 128 -
P. 128

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
              Gerçeğe yaklaştığı belliydi, rahatsız olmaya başla-
           dım. “Elbette.” dedim. “Ama bozkırda bir yerde olduğunu nere-
           den biliyorsunuz?”
              “Biliyorum çünkü ona yemek götüren haberciyi kendi göz-
           lerimle gördüm.”
              Barrymore’u gördü diye içim hop etti. Bu, her şeye burnunu
           sokan yaşlı oyunbozanın gücü altına girmek tehlikeliydi. Fakat
           sonra söylediği içimi rahatlattı.

              “Yiyeceğinin bir çocuk tarafından götürüldüğünü söyledi-
           ğimde şaşıracaksınız. Çatıdaki teleskopumla her gün görüyo-
           rum. Aynı yoldan, aynı saatte gidiyor, kaçak mahkûmdan başka
           kime götürebilir ki.”
              Bu talihe diyecek yoktu doğrusu! Ancak ilgilenmiyormuş
           gibi davranmaya devam ettim. Bir çocuk! Barrymore da meçhul
           adamın bir çocuk tarafından yardım gördüğünü söylemişti. O
           adamı gözlüyordu demek, kaçak mahkûmu değil, Frankland
           burada tökezlemişti. Fakat bu yaşlı gevezeden, bilmediğim ilginç
           bilgiler alabilirsem o zaman, uzun ve yorucu bir av peşinde
           koşmaktan kurtulmuş olacaktım. Bu yüzden, anlattıklarına
           inanmıyormuş gibi yaptım.
              “Bozkırdaki çobanların birine yemek götüren bir çocuk da
           olabilir.” dedim.
              En ufak bir karşı koyma sözü, yaşlı diktatörün gözlerinden
           ateş fışkırtıyordu. Gözleri şeytan gibi bakıyordu ve gri favorileri,
           kızgın bir kedinin tüyleri gibi dikilmişti.
              “Yok bayım yok!” dedi uzayan bozkırı göstererek. “Şu ötedeki
           kara kayayı görüyor musunuz? Arkasında üstü dikenli çalıyla
           kaplı olan tepeyi? Bütün bozkırın en taşlı kısmıdır. Çobanın işi
           ne orada? İleri sürdüğünüz düşünce çok saçma.”

            128
            128
   123   124   125   126   127   128   129   130   131   132   133