Page 132 -
P. 132

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
              Dışarıda güneş alçalıyordu. Batı; kızıllıklara, altın sarıları-
           na bürünmüştü. Büyük Grimpen bataklığı arasında, uzaktaki
           su birikintileri, kızıl lekeler hâlinde yansıtıyordu bu ışınları.
           Baskerville Hall’ün iki kulesi ve Grimpen köyünü belirten uzak-
           taki duman görünüyordu. İkisinin ortasında tepenin ardında
           Stapletonların evi vardı. Güneşin batmadan önce ışığı altında
           her şey tatlı, hoş ve sakindi. Buna rağmen, bütün bedenim,
           yaşanan olayların dehşetiyle titriyordu. Sinirlerim gergindi ama
           sabırla, iradeyle kulübenin karanlık, kuytu bir köşesine oturup
           şüpheli adamın gelmesini bekledim.

              Düşüncelere dalmış vaziyette otururken, duyduğum ses
           yüzünden birden irkildim. Uzaktan, taşlara vuran çizmenin
           tın tın öten sesi geldi. Bu sesler, birbirlerini takip ederek git-
           tikçe yaklaşıyordu. Köşenin karanlığına saklanıp, cebimdeki
           tabancanın horozunu kaldırdım; yabancıyı görmeden ortaya
           çıkmamaya kararlıydım. Bir ara sesler kesildi. Durmuştu herhâl-
           de. Fakat ayak sesleri yeniden duyuldu ve kulübenin kapısında
           aniden bir gölge belirdi.
              “Dışarıdaki hava, buradakinden daha iyi sevgili Watson.”
           dedi çok iyi tanıdığım bir ses. “Açık havayı tercih edeceğini
           sanıyorum.”




















            132
            132
   127   128   129   130   131   132   133   134   135   136   137