Page 133 -
P. 133
ON İKİNCİ BÖLÜM
BOZKIRDA ÖLÜM
B ir an soluğum kesildi sandım, sesim kısıldı. Kulaklarıma
inanamıyordum. Derken duyularım ve sesim geri geldi ve
tedirginliğin ezici ağırlığı bir anda üstümden kalktı. Bu soğuk,
keskin, alay dolu ses tonu, dünyada ancak bir kişiye ait
olabilirdi.
“Holmes!” diye haykırdım. “Holmes.”
“Azizim Watson dışarı çıkın.” dedi. “Tabancana da dikkat
et, lütfen.”
Harabe kapıdan eğilerek çıktım. Holmes, dışarda bir taşın
üstüne oturmuştu, gri gözleri benim şaşkın yüzümü görünce
zevkten oynamaya başladı. Zayıflamış, incelmişti ama formu
yerindeydi. Zeki yüzü güneşten tunçlaşmış, rüzgârdan yanmış-
tı. Tüvid elbisesi ve meşhur kepiyle bozkırda geziye çıkmış bir
turiste benziyordu. Özelliklerinden biri olan temizliği sayesinde
yüzünün Baker Street’deki gibi yumuşak kalmasını sağlamıştı.
“Ömrümde bu kadar çok sevinmemiştim.” dedim eline sarılıp
sıkarak.
“Şaşırmamışsındır da.”
“Evet, doğru hiç bu kadar çok şaşırmamıştım.”
“Emin ol, yalnız sen değilsin şaşıran, bu gizli barınağımı
bulacağın aklıma gelmezdi ve içeride olduğunu, kapının yirmi
metre önüne geldikten sonra fark ettim.”
133
133

