Page 85 -
P. 85

.     ..    .
                                                     -
                     baskerville'lerin kopegi
                     basker    ville'lerin k   opegi
              Bu evde, dört güçlü kuvvetli insanız, kendimizi koruyabiliriz
           ancak Stapletonları düşündükçe, zaman zaman huzursuzluk
           duyuyorum. Kilometrelerce uzakta oturuyorlar ve bu yüzden
           onlara, yardım ulaşması oldukça zor. Bir hizmetçi kız, yaşlı
           bir uşak, kızkardeş ve gücü-kuvveti yerinde olmayan bir de
           erkek kardeş. Şu Notting Hill canavarı (katili) gibi biri, onla-
           rın evine girecek olsa o zavallılar kendilerini nasıl korurlar
           bilemiyorum. Sir Henry ve ben onların adına kaygılanıyoruz.
           Seyis Perkins’in yanlarında kalma fikrini de kabul etmediler.
              Dostumuz genç Baskerville, güzel komşumuzla yakından
           ilgileniyor. Genç dostumuzun, bu ilgisi hoşuma gidiyor; çünkü
           bu ıssız yerde onun gibi hareketli bir adam için zaman zor geçi-
           yor, komşumuz da çok çekici, güzel bir kadın. Başka, tropikal
           bir ülkeden gelmiş gibi havasıyla, soğukkanlılık ve heyecanını
           belli etmeyen kardeşiyle büyük bir zıtlık gösteriyor. Ama erkek
           kardeşinde, örtülü ateş gibi yanan bir şey var. Kızkardeşinin
           üstündeki etkisinin büyük olduğu belli. Sözlerinin onaylanıp
           onaylanmadığını görmek için, ikide bir kızkardeşine, beni onay-
           lamak zorundasın der gibi baktığını fark ettim. Buna rağmen
           kız kardeşinin ona iyi davrandığını sanıyorum. Gözlerinde kuru
           bir parıltı var, olumlu ve sert doğasına uyan ince dudakları ile
                              .
                                    .
           gerçekten incelenmeye değer biri.
              O ilk gün Baskerville’ye geldi, ertesi sabah da şeytan
           Hugo’nun efsanesinin geçtiği yeri göstermek için bizi alıp oraya
           götürdü. Birkaç kilometre yürüdükten sonra da o hikâyeyi
           yaratabilecek, korkunç bir manzaranın olduğu yere geldik. Sarp
           kayaların arasından geçen kısa bir vadiden sonra, çimenli bir
           alana çıktık. Tam ortasında iki büyük taş yükseliyordu, tepeleri
           aşınarak sivrilmiş, canavar bir hayvanın korkunç dişlerini andı-
           rıyordu. Sir Henry çok endişelenmişti. Birkaç kere Stapleton’a
           doğaüstü varlıkların insanların işlerine karışma durumuna



                                                              85
                                                              85
   80   81   82   83   84   85   86   87   88   89   90