Page 46 - TÜRK İSLAM MEDENİYETİ TARİHİ
P. 46
30 Birinci Bölüm
ve zaten fetihler eski hızını kaybetmiş ve hatta duraklamıştır.
Dolayısıyla bu dönemde çok fazla bir askerî mücadele ve müna-
sebet vukû bulmamıştır. Ancak bununla birlikte sadece önceden
fethedilen yerler korunabilmiştir.
Emeviler Devrinde Türk-Arap Münasebetleri ve
Mücâdele Dönemi
Kaynakların verdiği bilgiye göre, Emevî hilafetinin ve ikti-
darının (661-750) kurucusu olan Muâviye, dâhilde sükûneti sağ-
ladıktan sonra, dışa dönük askerî faaliyetleri ve fetihleri yeniden
başlattı. Bu kapsamda dönemin Basra ve Horasan valisi Ziyad b.
Ebihi ve özellikle de oğlu Ubeydullah b. Ziyad zamanında Hora-
san ve Maverâünnehr’e yönelik fetihler hız kazandı.
Nitekim bu bağlamda olmak üzere, Ubeydullah b. Ziyad, 674
yılında İran ile Turan arasında tabiî hudut kabul edilen Ceyhun
Nehri’ni geçerek o devirde Türk coğrafyasındaki Türk siyasî
teşekküllerinden birinin merkezi olan Buhâra’yı kuşattı.
Bu sırada Buhâra’nın başında Türk asıllı melike Kabaç Hatun
bulunuyordu. Kabaç Hatun, bu kuşatma karşısında onunla an-
laşma yapmak mecburiyetinde kaldı. Hatta Ubeydullah, bu an-
laşmanın şartları arasında bulunan bir maddeye göre, iki ya da
dört bin Türk askerini yanına alarak geri Basra’ya döndü ve bu
bunları şehirde“Sikketü’l-Buhara (Buharalılar Mahallesi)”adlı
bir semte yerleştirdi. Hatta kaynakların nakline göre, bu Türk
askerleri, Irak’ta Emevilere karşı ortaya çıkan isyanların
bastırılmasında önemli rol oynamışlardır.
Ubeydullah’tan sonra da Türk yurtlarına yönelik Müslüman
Arap fetihleri devam etti. Buna karşılık, Türkler de vatanlarını
Araplara karşı korumak için, mücadelelerini Kuteybe b. Müs-
lim’in bölgedeki faaliyetlerine kadar sürdürdüler.

