Page 48 - TÜRK İSLAM MEDENİYETİ TARİHİ
P. 48
32 Birinci Bölüm
de, bazen yerli yöneticileri eski makamlarında bırakmıştır. Me-
selâ bu anlamda o, çok sayıda Müslüman Arabı Buhâra’ya yer-
leştirmek suretiyle buradaki hâkimiyetini sağlamlaştırmayı dü-
şünmüş ve bunda da başarılı olmuştur. Bunların yanında yine o,
daha ilk karşılaşmada Buhârâlıların ve dolayısıyla Türklerin,
askerî yeteneklerini fark ederek onlardan çok sayıda esir Türk
askerini kendi askerî birliğine almıştır.
Kaynakların verdiği bilgilere göre, Kuteybe, Halife Süleyman
b. Abdilmelik zamanında (715-717) Horasan Valiliğinden
alınmış, bunun üzerine o da isyan etmiş ve h. 96/m. 715 yılında
Ezd ve Bekr oğullarına mensup askerler tarafından çadırında
öldürülmüştür. Onun öldürüldüğü dönemde, zaten başta Buhârâ
olmak üzere Türkistan bölgesinin batısına artık Araplar kalıcı bir
şekilde yerleşmişti. Bu durumun da etkisiyle bazı yerli ahali ih-
tidâ ederek Müslüman oluyordu, böylece Araplar ile yerli halk
arasında mümin kardeşliği ve hatta vuku bulan evlilik gibi bazı
yollarla da akrabalık ve kaynaşma gerçekleşiyordu.
Bu arada kaynaklar, Ömer b. Abdülaziz (99-101/717-20) hali-
fe olunca, Kuteybe tarafından daha önce başlatılan fâtih Müslü-
manları yerli halkla barıştırma ve kaynaştırma politikasıyla
ilgili uygulamaların sürdürülmesi yönünde adımlar attığına dair
haberler nakletmektedirler. Mesela bu bağlamda o, bir gelenek
hâlini alan Mâverâünnehr seferlerini yasaklamıştır. Daha önceki
Emevi idarecilerinin aksine, Mevâlî adı verilen yerli Müslüman-
lar ile Arap Müslümanları aynı statüde vatandaş sayarak, savaş-
lara katılan Mevâlîye ganimetten pay verilmesini ve hiç birinden
haraç alınmamasını emretmiştir. Mevâlî’den olan askerlere maaş
bağlayıp, onların barınmaları için ribatlar (hanlar) yaptırmıştır.
Ömer b. Abdülaziz’in bu ve benzeri uygulamaları, bölgedeki
Türkler arasında Müslümanlığı seçenlerin sayısını her geçen gün
artırmıştı. Ancak bu sırada Horasan ve Maveraünnehir Valisi
olan Cerrah b. Abdullah, söz konusu artışın hazine gelirlerinin

