Page 5 - 9789753810708
P. 5
TARİHÇE ‐ TARİF ve KAYNAKLAR 27
etmesidir. Müslümanlar üzerinde büyük etkiler yapan ve acı hâtıralar bırakan bu iç
savaşlar çözümü zor bazı akaid problemlerinin ortaya çıkmasına sebep teşkil etmiş-
tir. Ortada bir adam öldürme hadisesi vardır. Öldüren de, öldürülen de müslümandır.
Halbuki katil İslâm’da büyük günahlardandır (kebîre, çoğul şekli kebâir). Şu halde
büyük günah işleyen (mürtekib-i kebîre) bir müminin iman bakımından durumu
nedir? Dolayısıyla imanın tarifi ve sınırı ne olmalıdır? Sonra katil gibi bir fiili işle-
yen insan bunu yaparken hür bir iradeye sahip midir, yoksa kaderin uygulayıcısı
mıdır? Görüldüğü üzere İslâm dünyasının iç bünyesinde zuhur eden sosyal ve siyasî
bazı hadiseler, neticede akaid sahasına tesir eden âmiller haline gelmektedir.
c) İlk fikrî hareketlerden bahsederken önemli bir noktaya daha temas etmek ge-
rekir. İslâmiyet Hz. Peygamber’in saadet asrında Arabistan yarımadasının dışına
çıkmamıştı. Halbuki hicrî I. yüzyılın sonlarında Suriye, İran, Irak ve Mısır gibi bü-
yük ülkeler, İslâm dünyasının sınırları içine girmiş bulunuyordu. Arabistan yarıma-
dası sakinlerinin, sade bir hayata ve pek karmaşık olmayan bir din anlayışına sahip
olmalarına rağmen, müslümanların fethettikleri yeni ülkeler eski din, kültür ve me-
deniyetlerin, birçok inanış ve düşünüşün beşiği halinde idi. İslâm muhitine giren bu
yeni insanların akaid sahasında yeni görüşler ortaya atmaları, eski inanış ve kültürle-
rinin etkisiyle ayrı fikirler ileri sürmeleri tabii idi.
d) İslâm dünyasında fikrî akımlara sebep teşkil eden hususlardan biri olarak
İslâm’ın bünyesinde yer alan fikir hürriyetinden de söz etmeliyiz. Kur’ân-ı Kerîm’in
birçok âyeti, doğrudan veya dolaylı bir şekilde okumayı, düşünmeyi ve böylece
hakikati bulup kabul etmeyi emrediyordu. Resûl-i Ekrem’in ölümüyle vahiy kayna-
ğının ortadan kalkmasından sonra müslümanlar, Kur’an ve hadis metinleriyle karşı
karşıya gelmiş, bunları izah ve tefsir etme konumunda bulunmuşlardır. İnsanların
düşünüş ve anlayışları birbirinden farklı olacağına ve bu sebeple farklı neticeler
ortaya çıkacağına göre kendiliğinden bir ihtilâf zemini belirmiş oluyordu.
İşte Hz. Peygamber’in vefatından sonra içte hilâfet, savaşlar, nübüvvet nurunun
uzaklaşması, İslâm dininin tanıdığı fikir hürriyeti gibi âmiller, dıştan da çeşitli dil,
din, ırk ve kültürlere sahip insanların İslâm dünyasına girişi ilk fikrî hareketleri
hazırlamış oldu.
C) KELÂM İLMİNİN DOĞUŞU: MU‘TEZİLE
İslâm dünyasında bir asır kadar süren fikrî hareketler ve hazırlık devresinden
sonra müstakil akaid fırkalarının ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir. Tarihçiler,
tâbiînden Hasan-ı Basrî’nin (ö. 110/728) meclisinde vuku bulan bir hadisenin,
Mu‘tezile’nin doğuşuna ve dolayısıyla kelâm ilminin ortaya çıkışına sebep teşkil

