Page 8 - 9786057274496
P. 8
ÖMER SEYFETTIN
filan köye bir mektep kurunuz gibi emirler verirmiş. Hem
çok sofuymuş. Benim teyzem bir gün odundan gelirken
onu görmüş. Anlatırdı: Başında yeşil bir namaz bezi
sarılıymış. Arkasında erkek esvabı varmış, yamaçta namaz
kılıyormuş, peri gibi güzelmiş...
Evet, bir zaman onun korkusundan kimse kimseye
haksızlık edemez olmuş. Haksızlığa uğrayan, düşmanını,
‘Gidip Yalnız Efe’ye söylerim!’ diye korkuturmuş. On beş
sene ne köyümüze, ne kazamıza yabancı, yağmacı gelmez
olmuş. Öşürcüler, ağnamcılar, tahsildarlar, zaptiyeler
köylerde kuzu gibi namuslu dolaşırlarmış. Rüşvet değil,
ikram olunan yemişi bile kimse almaya cesaret edemezmiş.
Yalnız Efe’den kimsenin şikâyeti yokmuş. Ne kimseyi
dağa kaldırırmış, ne de fidye istermiş. İstediği hep fakirler,
kimsesizler, dullar, öksüzler içinmiş. Camisine bakmayan
köye haber gönderir: ‘Gelecek Ramazana kadar mescitleri
tamir etmezlerse samanlıklarını yakarım.’ dermiş. Onun
sayesinde camiler şenlenmiş, köylü zulümden kurtulmuş,
öksüzlerin, yoksulların yüzü gülmüş. Her köyün
korusundaki gizli bir ağaçta bir heybe asılıymış. Köy halkı
bu heybe boşaldıkça içine somun, sucuk, şeker korlarmış.
Yalnız Efe’nin kaza içinde belki elli dalda heybesi varmış.
Kimseye ağırlık olmaz, kimseyi sıkıştırmaz, herkesin
gönlünden kopanla geçinirmiş.
Uzatmayalım, işte tam o sıralarda Söke taraflarında
gayet azgın bir Rum eşkıyası türer. Devlet bu haydutlara
karşı bir nizamiye taburu çıkarır. Döne dolaşa bu tabur
bizim tarafa da gelir. Rumların izlerini bir türlü bulamazlar.
Kasabada Yalnız Efe’nin namını işitirler, boş durmamak
için, onu tutmaya kalkarlar. Yerli zaptiyeler kılavuzluğu
kabul etmezler. Yalnız Efe bunu haber alır. Bozdağı’na
9

