Page 114 -
P. 114

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
           anlıyordum. Herhâlde, şantaj olayı bütün zamanını alıyordu.
           Ama bu yeni bilginin dikkatini çekmesi, olayı yeniden ele alma-
           sını gerektirebilir. Ah, keşke burada olsaydı.

              Ekim 17. Bütün gün yağmur yağdı, sarmaşıklar rüzgârın
           etkisiyle hışırdayıp durdu ve saçaklardan sürekli su aktı. Soğuk,
           barınaksız bozkırdaki kaçak mahkûmu düşündüm. Zavallı şey-
           tan! Suçları ne olursa olsun, bir kısmını ödedi. Sonra öteki geldi
           aklıma, bozkırda, kayanın üstündeki adam. O da bu tufanda
           dışarıda mıydı? Akşam yağmurluğumu giydim, çamur içindeki
           bozkırda epey yürüdüm. Kötü hayaller kuruyordum, yağmur
           yüzüme vuruyor, kulaklarımda uğulduyordu. Yolu kara batak-
           lığa düşenleri Tanrı korusun, sert topraklar bile şimdi batak-
           lığa dönüşüyor olmalıydı. Üzerinde nöbet bekleyen bekçiyi
           gördüğüm, siyah kayayı buldum, çentikli tepesinden kasvet
           içindeki bozkıra baktım. Kızıl yüzünden yağmur sağanakları
           geçiyordu. Koyu renkli, bulutlu manzaranın üstünde, alçakta
           duruyor, görüntü, tepelerin yamaçlarında gri çelenkler mey-
           dana getiriyordu. Uzakta, soldaki boşlukta, yarı yarıya sisle
           kaplı, ağaçların üstünden Baskerville Hall’ün iki ince kulesi
           yükseliyordu. Tepelerin yamaçlarında tarih öncesi kulübelerden
           başka, görebildiğim tek insan hayatı iziydi bunlar. Fakat iki gece
           önce, aynı yerde gördüğüm adamdan iz yoktu.
              Dönerken, yolda Doktor Mortimer’le karşılaştım. Tek atlı
           arabasıyla, Foulmire’ın çiftlik evinden eğri bir bozkır yolundan
           geliyordu. Bizimle çok ilgileniyordu, gün geçmiyordu ki Hall’e
           gelip, hatırımızı sormasın. Arabasına binmem için ısrar etti,
           eve doğru yollandık. Küçük İspanyol köpeğini kaybettiği için
           çok üzgündü. Bozkıra çıkmış bir daha da dönmemiş. Elimden
           geldiği kadar teselli etmeye çalıştım ama Grimpen bataklığın-
           daki midilli geldi aklıma. Bu yüzden, küçük köpeğinin yüzünü
           bir daha göreceğini sanmıyorum.



            114
            114
   109   110   111   112   113   114   115   116   117   118   119