Page 110 -
P. 110
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
gücümü buna harcamalıyım. İlk aklıma gelen şey, planlarımı
Sir Henry’ye açmaktı. İkincisi ise, kendi oyunumu kendim oyna-
malıydım ve bundan kimseye söz etmemeliydim. Sir Henry pek
konuşmuyor, dalgın. Sinirleri bozkırdaki o sesi duyduğundan
beri bir hayli bozuldu. Endişesini artıracak bir şey söylemek
istemiyorum, yolumda kendi başıma ilerleyeceğim.
Bu sabah, kahvaltıdan sonra bir şey oldu. Barrymore,
Sir Henry ile görüşmek istedi, çalışma odasına kapandılar bir
süre. Ben bilardo odasındaydım, birkaç kez, seslerinin yük-
seldiğini duydum, tartıştıkları konuyu tahmin ediyordum. Az
sonra Sir Henry kapıyı açıp beni çağırdı.
“Barrymore’un bir şikâyeti var Doktor Watson.” dedi. “Sırrını
kendiliğinden söylediği için, kayınbiraderini izlememizi hak-
sızlık olarak görüyormuş!”
Uşak, yüzünün rengi atmış, ciddiyetini bozmadan karşı-
mızda duruyordu.
“Biraz fazla ileri gitmiş olabilirim efendim.” dedi. “Bunun için
özür dilerim. Ama sizin dün gece Selden’ı izlediğinizi duyunca
çok şaşırdım.. Zavallı, yeteri kadar izleniyor, siz de üstüne tuz
biber ektiniz.”
“Bunu daha önce söylemiş olsaydın, başka türlü davranırdık.”
dedi Sir Henry. “Sen, sadece, daha doğrusu karın söyledi, sen
sonra itiraf ettin.”
“Bundan yararlanacağınızı düşünmemiştim Sir Henry, ger-
çekten düşünmemiştim.”
“O adam, acımasız bir cani ve bozkırdaki evler korumasız.
Bu caninin güvenilir biri olmadığını anlamak için yüzünü gör-
mek yeter. Mesela Bay Stapleton’ın evini düşün, onları koruya-
cak kimse yok. Bu cani yeniden hapishaneye girmeden, kimse
güvenlikte olmayacak.”
110
110

