Page 137 -
P. 137

.     ..    .
                                                     -
                     basker    ville'lerin k   opegi
                     baskerville'lerin kopegi
              “Sir Henry’nin âşık olmasının ona bir zararı yok ki. Sir
           Henry’nin Bayan Stapleton ile fazla ilgilenmesine her defa-
           sında nasıl engel olduğunu sen de gördün. O kadın, kardeşi
           değil, karısı.”
              “Niye bu kadar ince planlanmış bir iş böyle?”
              “Çünkü Stapleton onu serbest bir kadın olarak gösterdiği
           takdirde, kendi için daha yararlı olacağını biliyordu.”
              Şimdiye kadar açıklanmayan belirsiz kuşkularım şekillenip,
           Stapleton üstünde toplandı. O duygusuz, renksiz, hasır şapkalı,
           kelebek ağlı adamda müthiş bir şey görüyor gibiydim, güzel
           yüzlü, kötü kalpli, sonsuz sabır ve hüner sahibi bir yaratık.
              “Demek ki düşmanımız o. Londra’da, bizi takip eden kişi
           de o olabilir.”
              “Sanırım öyle.”
              “Uyarı mektubunu da karısı yazmıştır herhâlde?”
              “Öyle olacak.”
              “Ama bundan emin misin Holmes? Kadının, Stapleton’ın
           karısı olduğunu nereden öğrendin.”
              “Çünkü seninle karşılaştığı zaman, hayatıyla ilgili bir gerçeği
           söyleyecek kadar boş bulunmuştu ve tahmin ederim ki sonradan
           buna çok pişman oldu. Bir zamanlar İngiltere’de, bir yerlerde
           öğretmenlik yaptığı gerçek. Bir okul öğretmenini izlemekten
           daha kolay bir şey de yoktur. Bu meslekte olan herhangi bir
           kimseyi bulmak için pek çok eğitim bürosu var. Ufak bir araş-
           tırma sonucu okulun birtakım kötü olaylar yüzünden yıkıma
           uğradığını, okul sahibinin de, ki o zamanlar adı başkaymış,
           karısı ile birlikte ortadan kaybolduğunu öğrendim. Tarifler
           uyuyordu. Kaybolan adamın böcek bilimine düşkün olduğunu
           öğrenince, tahminimde yanılmadığımı anladım.”
              Esrar perdesi kalkıyordu fakat hâlâ gölgede kalan bazı nok-
           talar vardı.


                                                              137
                                                              137
   132   133   134   135   136   137   138   139   140   141   142