Page 170 -
P. 170

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
           hayvanı burada saklamış olduğunu gösteriyordu. Kemik yığın-
           ları arasında üstünde bir tutam kahverengi tüy olan bir köpek
           iskeleti vardı.
              “Bir köpek!” dedi Holmes. “Vay canına! Kıvırcık tüylü bir
           İspanyol. Zavallı Mortimer, köpeğini bir daha göremeye-
           cek. Bizim için, buranın gizli, esrarlı bir tarafı kalmamıştı
           artık. Köpeğini saklayabiliyordu ama sesini bastıramıyordu
           bir türlü, gündüz bile insanın tüylerini diken diken eden o
           ulumayı örtemiyordu. Köpeğini, gerektiğinde Merripit’deki
           kulübede saklıyordu fakat orası tehlikeliydi. Sadece o büyük
           günde, köpeği saldırtacağı zaman böyle bir şeye cesaret ede-
           biliyordu. Tenekedeki karışım, köpeğe sürdüğü fosforlu karı-
           şımdı. Ailenin başına bela olan cehennem köpeği havasını
           vermek için ve ihtiyar Sir Charles’ı korkutarak öldürmek için
           kullanılmıştı. Kaçak mahkûmun, çığlık çığlığa koşması boşuna
           değildi. İnsan, arkasından böyle bir yaratığın karanlık içinde,
           sıçrayarak geldiğini görünce, ister istemez korkar. Dahice
           bir buluş. Bozkırda onu görünce, hangi köylü ne olduğunu
           anlamak için, böyle bir yaratığın peşinden giderdi? Londra’da
           söylemiştim, şimdi yine söylüyorum, bugüne kadar şu ileride
           yatan adamdan daha tehlikeli bir adamın peşinden koşmamış-
           tık.” Holmes, bunu söylerken, kolunu, bozkırın kızıl yamaç-
           larında kayboluncaya kadar uzanan üstü yeşillikli bataklığa
           doğru kaldırmıştı.















            170
            170
   165   166   167   168   169   170   171   172   173   174   175