Page 167 -
P. 167
. .. .
-
baskerville'lerin kopegi
basker ville'lerin k opegi
kara göz bakıyordu. Hemen atılıp, çarşafları yırttık bağlarından
kurtarınca; Bayan Stapleton çıktı karşımıza. Güzel başı, göğsüne
düştü, boynunda kırmızı bir kırbaç izi gördüm.
“Aşağılık herif!” diye bağırdı Holmes. “Lestrade, çabuk
konyak şişesini ver! Koltuğa oturtun! Yorgunluktan ve dayak
yemekten bayıldı.”
Gözlerini yeniden açtı.
“Sağ mı?” diye sordu. “Kurtuldu mu?”
“Elimizden kurtulamaz hanımefendi.”
“Hayır, hayır, kocamı demek istemiyorum. Sir Henry, sağ
mı?”
“Evet.”
“Köpek?”
“Öldü.”
Rahat bir nefes aldı.
“Tanrım, şükürler olsun, şükürler olsun! Şeytan herif! Bakın
ne yaptı bana!” Elbisesinin kollarını sıyırdı, her yeri yara bere
içindeydi. “Bunlar bir şey değil ama hiçbir şey! Zihnime, ruhu-
ma yaptığı işkence yok mu! Hepsine dayanabilirdim, zalimliğe,
yalnızlığa, hayal kırıklığıyla dolu bir hayata fakat aşkının benim
olduğunu bildiğim süre. Ama onun benimle oynadığını bilmi-
yordum.” Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
“Onun için iyi duygular beslemediğinizi görüyorum.” dedi
Holmes. “O hâlde, nerede bulabileceğimizi söyleyin. Oyunlarına
yardım etmişseniz, şimdi de bize yardım ederek suçunuzu
hafifletin.”
“Kaçabileceği bir tek yer var.” diye cevap verdi. “Bataklığın
tam ortasındaki, bir adanın üstünde, eski bir maden ocağı var-
dır. Köpeğini orada saklardı. Orayı, sığınabilmek için önceden
hazırlamıştı. Kaçsa kaçsa, oraya kaçmıştır.”
167
167

