Page 168 -
P. 168

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
              Sis duvarı pencerede beyaz tül gibi duruyordu. Holmes
           lâmbayı oraya tuttu.
              “Baksanıza.” dedi. “Bu gece Grimpen bataklığında yol bula-
           maz.”
              Kadın ellerini birbirine vuruyor, gülüyordu, gözleri, dişleri,
           vahşi bir neşe içinde parlıyordu.
              “İçeri girebilir ama bir daha dışarı çıkamaz.” diye bağır-
           dı. “İşaret direklerini bu gece göremez. Bataklıktaki yolu gös-
           termesi için o direkleri birlikte dikmiştik. Bugün keşke onları
           çıkarabilseydim.”
              Sis kalkmadan, onu izlemek anlamsızdı. Bu arada, evi
           Lestrade’e teslim edip, Holmes’le birlikte Baskerville Hall’e
           gittik. Stapletonların hikâyesini artık ondan saklayamazdık fakat
           sevdiği kadınla ilgili gerçeği öğrendiğinde, soğukkanlı davrandı.
           Yalnız, gece yaşadıkları sinirlerini çok bozmuştu, sabah olma-
           dan ateşi yükseldi ve yatağa düştü, Doktor Mortimer’i çağır-
           dık. İyileştikten sonra ikisi birlikte dünya seyahatine çıktılar, Sir
           Henry ancak ondan sonra, o kötü kaderli mülkün efendisi oldu.
              Şimdi hemen bu garip hikâyenin sonuna geliyo-
           rum. Hayatımızı bu kadar uzun süre bulutlandıran ve fecî
           olaylara tanıklık ettiren korkularımızı ve şüphelerimizi oku-
           yucuyla paylaşmak istedim. Köpeğin ölümünün sabahı sis
           kalkmıştı, Bayan Stapleton, bizi bataklıkta keşfettikleri yola
           götürdü. Kocasının izlerini takip ederken, kadının yorgun ve
           üzgün hâli hayatının ne kadar dehşet içinde geçmiş olduğunu
           gösteriyordu. Onu geniş su birikintisinin bir yerinden fırla-
           mış, kuru ve güvenli ince bir yarımadanın üstünde bıraktık.
           Sağa sola dikilmiş küçük kazıklar, kıvrıla kıvrıla giden yolu
           gösteriyordu. Yol üstü yeşil kuyular ve bataklar arasındaki ot
           yığınlarından gidiyordu. Çürük otlar ve kamışlar, çamur dolu
           su birikintilerinden çıkan, ağır, leş gibi kokular, yüzümüze

            168
            168
   163   164   165   166   167   168   169   170   171   172   173