Page 166 -
P. 166

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
              Sendeleyerek ayağa kalkmaya çalıştı fakat yüzü soluktu ve
           vücudu hâlâ titriyordu.
              “Şimdi sizden ayrılmamız gerekiyor.” dedi Holmes. “İşimizin
           geri kalan kısmını bitirmeliyiz, geçen her saniye bizim için
           önemlidir. Kanıtı bulduk, şimdi failini yakalamamız gerekiyor.”
              “Evde bulma ihtimalimiz binde bir.” dedi yoldan geri döner-
           ken. “Silah sesi ona oyununun ortaya çıkmış olduğunu anlat-
           mıştır.”
              “Çok uzaktaydık, bu siste ses boğulmuş olabilir.”
              “Köpeği çağırmak için arkasından geldiğine, emin olabilir-
           siniz. Hayır, şimdiye kadar kaçmıştır ama bundan emin olmak
           için evi arayalım.”
              Ön kapı açıktı, atıldık, koridorda karşımıza çıkan yaşlı uşak,
           korkudan titriyordu, onu orada bırakıp, odadan odaya koşmaya
           başladık. Yemek odasından başka yerde ışık yoktu ama Holmes
           lâmbayı alıp evin her yerini aradı. Aradığımız adam ortalıkta
           yoktu. Sadece üst kattaki yatak odalarından biri kilitliydi.
              “Burada biri var!” diye bağırdı Lestrade. “Bir ses duyuyorum.
           Açın kapıyı.”
              İçerden hafif bir inilti, bir hışırtı geliyordu. Holmes kilidin
           üstüne bir tekme atınca, kapı ardına kadar açıldı. Elimizde
           tabancalar üçümüz birden daldık içeri. Bulmayı umduğumuz,
           kaçak şeytandan bir iz yoktu. Ama hiç beklenmedik garip
           bir şeyle karşılaştık. Oda, küçük bir müze hâline getirilmişti,
           duvarlar sıra sıra camekânlar içinde kelebek ve pervane böce-
           ği koleksiyonuyla doluydu, bunlar, bu tehlikeli ve anlaşılmaz
           adamın eğlencesiydi. Odanın ortasına, çatıyı sağlamlaştırmak
           ve kurtların kemirdiği eski direği desteklemek için dik bir kalas
           konmuştu. Kadın mı, erkek mi olduğu belli olmayan biri pek
           çok çarşaf ve bezle sıkı sıkı direğe bağlanmıştı. Bir başka havlu,
           yüzün alt tarafını sarmıştı, üstünde, acı, utanç ve korku dolu iki

            166
            166
   161   162   163   164   165   166   167   168   169   170   171