Page 26 - 9789753811705
P. 26
Allah’a karşı hâlâ sorumluluk ve şükran duymayacak mısınız?
8) Ya vücudumuzdaki fabrikalar? Bir insanda trilyonlarca hücre var ve her hücrede tam iki bin fabrika var. Bunların ürettiği kimya-
sal maddelerin çok basitlerini bile dev fabrikalarda zor üretebiliyoruz. Nerede bu trilyonlarca fabrikanın mühendisi, işçisi, ustabaşısı,
kimyacısı ya da robotu?
Allah’a karşı hâlâ sorumluluk ve şükran duymayacak mısınız?
9) O boynu 23,5 derece bükük duran arz, boynunu bir düzeltiverse; ya da 24 saatlik dönüş turunu hızlandırıverse ne olursun
biliyor musun? Rüzgârların önünde saman çöpü gibi savrulursun.
Allah’a karşı hâlâ sorumluluk ve şükran duymayacak mısınız?
10) Atmosferin üstündeki ozon moleküllerinden kurulu perde, bir an kalkarsa; altı saat içinde ışınlardan pişer yok olursun.
Allah’a karşı hâlâ sorumluluk ve şükran duymayacak mısınız?
11) Dünya üzerinde, her canlı, biri diğerine besin olduğu hâlde; hiçbir canlının, ne bitki, ne böcek, ne herhangi birinin ne nesli
tükenir, ne sayısı azalır. Bu ne kompüter sistemidir?
Allah’a karşı hâlâ sorumluluk ve şükran duymayacak mısınız?
12) Vücudunda her gün milyonlarca yeni hücre doğar. Bunların başında yüzlerce lenfosit hücresi nöbet bekler. Eğer, yeni doğan
hücre kanserli ise, hemen öldürür. Sen, bugünün ilmî gelişmesine rağmen hâlâ kanser hücresini tanımakta zorluk çekersin.
Allah’a karşı hâlâ sorumluluk ve şükran duymayacak mısınız?
13) Rüyanda gözsüz görür, hiç gitmediğin yerlere gider, gelecekteki olayları seyredersin.
Hâlâ ittika etmeyecek misin?
14) Milyonlarca insana ayrı sîma fotoğrafı, ayrı parmak izi takdir eden Allah; bunca sırrı, bir mikron boyunda genetik bir karta
yazmıştır.
Hâlâ ittika etmeyecek misin?
15) Sıfır derecede donan su zerrecikleri, eksi altmış derecedeki Sibirya semâlarında bile hâlâ buhar hâlinde dolaşır, rahmet taşır.
Sen hâlâ ittika etmeyecek misin?
16) Kızamık geçirmemiş annenin sütünde, yavrusunu kızamığa karşı koruyan antikor vardır. Bu nasıl bir rahmet hikmetidir?
Sen hâlâ ittika etmeyecek misin?
17) Beden yaratılışın, ancak güven, sevgi ve îmanla çalışabilecek şekilde kompüterize edilmiştir? (Evvelce açıkladığım hipota-
lamus olayı).
Sen hâlâ ittika etmeyecek misin?
18) Anavatanı Akdeniz olan bir yılan balığı, Meksika Körfezi’nde doğar. Büyüyünce akıl almaz bir içgüdü ile Akdeniz’e döner.
Sen hâlâ ittika etmeyecek misin?
19) Bir atom çekirdeğine, dışardan bir nötron girince, ortaya çıkan denge probleminin yalnız kompüterlerle hesaplanması ve
programlanması yıllar sürer. Hâlbuki çekirdek, problemi on milyarda bir saniyede hesaplar; çözer, dengeyi sağlar.
Sen hâlâ ittika etmeyecek misin?
O hâlde sana inzar fayda vermez! Çünkü sen böylesine net gerçeklere rağmen Allah’a karşı îmandan kaçtın. Allah da senin
kalbini, kulağını mühürledi, gözüne perde çekti ve senin işin bitik artık.
Bunca açık gerçeğe rağmen, neden ittikaya dönemiyorsun?
Çünkü ittika: kalpdeki bir sezgi olayıdır. Onun önüne, nefsin gurur perdesini çektiğiniz zaman; görmez, duymaz, hissetmez olur.
Özellikle 7’nci âyeti anlamak için kalbimizin hikmetlerini çok iyi bilmemiz gerekir.
Madde yanı ile kalp; mânâ yanı ile gönül nedir? Bu sorunun cevabını derinlemesine inceleyecek, sonra âyetin sırrına yaklaşma-
ya çalışacağız.
Kalbin maddesel yapısı bile tam mânâsıyla bir hilkat şaheseridir.
Kalp, sanıldığı gibi, göğüs boşluğunda asılı yumruk kadar bir organ değildir. Aksine vücudun her noktasına milyonlarca kanallar-
la ulaşan (damarlar) bir hayat merkezidir. Vücudun her noktasında, farklı basınç şartlarını akıl almaz kompüter düzeniyle ayarlayan;
dokularda yıpranan kanı aynı hikmetli matematik âhenk içinde emen, hârikalar hârikası bir sistemdir. İnanınız kalbin bu akılları

