Page 106 -
P. 106

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
              Bir şeyden şüphelendiği belliydi. Belki Barrymore’un bil-
           mediğimiz başka bir işareti daha vardı, belki de başka bir şey
           ama şeytanî yüzünde korku görüyordum. Her an ışığı söndü-
           rüp, karanlığın içinde kaybolabilirdi. Bu yüzden ileri atıldım,
           Sir Henry de atıldı. O sırada kaçak mahkûm bir küfür savurdu
           ve üzerimize, bizi koruyan granit kayaya çarparak parçalanan
           büyük bir taş yuvarlandı. Koşmak için ayağa fırladığında, kısa,
           ufak tefek, güçlü vücudunu net olarak gördüm. O sırada şans
           yardım etti, ay bulutların altından çıktı. Tepenin sırtından aşağı
           atıldık, adam öteki yamaçtan aşağı son hızla koşuyor, bir dağ
           keçisi çevikliğiyle taştan taşa sıçrıyordu. Tabancamdan çıkacak
           bir kurşun onu durdurabilirdi ama silahı, bize saldırdığı zaman
           kullanmak için almıştım yanıma, yoksa kaçan silahsız bir adama
           ateş etmek için değil. İkimiz de yarışmalara katılmış sporcular
           gibi iyi koşucuyduk. Fakat çok geçmeden bizden daha hızlı
           koşan adamı yakalayamayacağımızı anladık. Ay ışığı altında
           hızlı koşup, ufak bir tepenin yamacındaki kayaların arasın-
           da bir benek hâline gelip yitinceye kadar izledik. Gücümüz
           tükeninceye kadar koşmamıza rağmen, aramız gittikçe açı-
           lıyordu. Sonunda durduk ve soluk soluğa iki kayanın üstüne
           oturduk, uzakta kayboluşunu sinirden ne yapacağımızı bilemez
           vaziyette seyrettik.
              İşte tam o sırada, çok garip, hiç beklenmedik bir şey
           oldu. Oturduğumuz kayanın üstünden kalkmış, eve dönmek
           üzereydik, umutsuz kovalamadan vazgeçmiştik. Ay sağdan
           alçalıyordu, granit bir kayanın diş diş tepesi, gümüş yuvarla-
           ğın alt eğrisine geliyordu. Orada abanozdan bir heykel gibi, ay
           ışığının aydınlattığı kayanın üstünde, bir adam gördüm. Hayal
           gördüm sanma Holmes, ömrümde bundan daha belirli bir şey
           görmediğimden emin olabilirsin. Tahminime göre ince uzun bir
           adamdı bu. Ayakları biraz aralık duruyordu, kollarını kavuştur-
           muş başını eğmişti, sanki önünde uzanan ve granitten yapılmış
           olağanüstü ıssızlığa bakarak bir şey düşünüyordu. O müthiş

            106
            106
   101   102   103   104   105   106   107   108   109   110   111