Page 142 -
P. 142
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
“Holmes, yardım çağırmanız gerek. Hall’e kadar taşıyamayız
bu cesedi. Aman Tanrım, Holmes, delirdin mi, ne yapıyorsun?”
Holmes neşeyle bağırıp, cesedin üstüne eğilmişti. Birden
ayağa kalkıp elimi tutarak beni kucakladı. Benim ciddi, soğuk-
kanlı arkadaşım mıydı bu? Yaptığı hareketler hiç de normal
değildi!”
“Sakal! Sakal! Adam sakallı!”
“Sakallı mı?”
“Sir Henry değil bu. Bu adam, benim komşum olan kaçak
mahkûm!”
Heyecan içinde sırtüstü çevirdi cesedi, kan damlayan saka-
lı soğuk parlak aya yönelmişti. Kırışık alınlı ve içeri çökmüş
hayvanî gözleri, cesedin kim olduğunu gösteriyordu. Kayanın
üstündeki mumun ışıdığı yüzle aynı yüzdü bu, yani cani
Selden’ın yüzü.
Bir anda her şey aydınlandı. Sir Henry’nin Barrymore’a eski
elbiselerini vermiş olduğunu hatırladım. Barrymore, bunları
Selden’ın kolay kaçması için ona yollamıştı. Çizmeler, gömlek,
hepsi Sir Henry’nindi. Holmes’e durumu anlatırken, kalbim
hızlı ve neşe içinde çarpıyordu.
“Demek ki giydiği elbiseler yüzünden öldü bu kaçak.” dedi.
Köpeğe, Sir Henry’nin bir eşyasının koklatıldığı belli, her-
hâlde otelde kaybolan çizmedir koklatılan, adam da bu yüz-
den öldü. Yine de garip bir şey var. Selden, bu zifiri karanlıkta
köpeğin kendisini izlediğini nasıl anladı da kaçmaya başladı?”
“Köpeğin sesini duymuştur.”
“Bozkırda köpek sesi duymanın bunun gibi kaçak birini,
kendisini ele verecek kadar bağırtarak, dehşete düşüreceği
inanılmaz bir şey. Sanırım, köpek uzun süre kovalamış onu.”
“Bana daha esrarengiz gelen tarafı, bütün tahminlerimizin
doğru olduğunu düşünecek olursak...”
142
142

