Page 143 -
P. 143
. .. .
-
basker
ville'lerin k
baskerville'lerin kopegi
opegi
“Bir şey tahmin ettiğim yok benim.”
“O hâlde bu köpek niye bu gece salınmış? Hep bozkırda
dolaşmıyordu herhâlde. Sir Henry’nin orada olacağını bilmeden
Stapleton onu nasıl bırakır?”
“Beni endişelendiren şeyin cevabı daha zor, senin sorunun
cevabını yakında buluruz ama benimki hep sır olarak kalabi-
lir. Şimdi önemli olan şu zavallı kaçağın cesedini ne yapacağı-
mız. Burada, tilkilere, kargalara bırakacak değiliz ya.”
“Bence polise haber verinceye kadar, şu kulübelerden birine
çekelim.”
“Tamam. İkimiz oraya kadar taşıyabiliriz herhâlde. Hey,
Watson, dur bir dakika. Biri geliyor. Eğer yanılmıyorsam, tahmin
ettiğim adam geliyor. Dikkatli davran, yanlış bir kelime kullanıp,
açık verme. Yoksa, planlarımızın hepsi suya düşer.”
Bozkırdan biri geliyordu, purosunun ateşini görüyor-
dum. Parlak ay, adamı iyice belirgin duruma getirmişti. Doğa
bilimcinin ufak tefek biçimini ve kaygısız yürüyüşünü görü-
yordum. Bizi görünce şaşırarak durdu fakat hemen toparlanıp
yanımıza yaklaştı.
“Vay! Doktor Watson, siz misiniz? Gecenin bu saatinde sizi
burada göreceğim hiç aklıma gelmezdi. Aman Tanrım, bu da
ne! Birine bir şey olmuş! Sakın dostumuz Sir Henry!..” Aceleyle
önümden geçip cesedin üstüne eğildi. Derin bir soluk aldığını
duydum, puro parmaklarının arasından düştü.”
“Kim, kim bu adam?” diye kekeledi.
“Selden, Princetow cezaevinden kaçan adam.”
Stapleton, bize döndüğünde yüzü bembeyazdı ama geçirdiği
şaşkınlık ve hayal kırıklığına büyük bir güçle hâkim oldu. Keskin
bakışlarını Holmes’den bana çevirdi.
“Aman Tanrım! Ne korkunç, nasıl ölmüş?”
143
143

