Page 161 -
P. 161
. .. .
-
baskerville'lerin kopegi
basker ville'lerin k opegi
“Panjurlar kalkık. Çevreyi en iyi sen biliyorsun. Ses çıkar-
madan, yavaşça git, ne yaptıklarına bak. Ama Tanrı aşkına
gözetlendiklerinin farkına varmasınlar!”
Patikadan, ayak ucuna basa basa ilerleyip, meyve ağaçlarını
çeviren alçak duvarın arkasına gittim. Eğilerek yoluma devam
ettim, perdesi açık olan pencereden içerisini, net olarak görün-
ceye dek ilerledim.
Odada yalnızca iki kişi vardı, Sir Henry ile Stapleton. Yuvarlak
masada karşılıklı oturmuşlardı, ben onları yandan görüyor-
dum. İkisi de puro içiyordu, masada kahveyle şarap duruyor-
du. Stapleton konuşuyordu ama Sir Henry’nin benzi soluktu,
dalgın oturuyordu. Tek başına, bu uğursuz bozkırda eve nasıl
döneceğini düşünüyordu, herhâlde.
Onları gözetlerken, Stapleton kalkıp odadan çıktı, Sir Henry
bardağını yeniden doldurup arkasına dayanarak, purosunu
içmeye devam etti. Bir kapı çıtırtısı ve çakıl üstünde çizmelerin
çıkardığı tok sesi duydum. Adımlar, benim arkasında saklandı-
ğım duvarın öbür tarafındaki patikadan geçti. Duvarın arkasına
baktım, doğa bilimcinin, meyve bahçesinin köşesindeki bir
kulübenin kapısının önünde durduğunu gördüm. Kilitte bir
anahtar döndü, kapı açılınca, içerden garip bir homurtu sesi
geldi. İçerde bir dakika kaldı kalmadı, derken anahtar bir daha
döndü, tekrar eve girdi. Konuğunun yanına geldiğini görünce,
eğilip, yavaş yavaş geri döndüm ve arkadaşlarımın beni beklediği
yere gelince, gördüklerimi anlattım.
“Kız kardeşi orada yok muydu Watson?” diye sordu Holmes,
sözlerimi bitirince.
“Hayır.” diye cevap verdim.
“Mutfaktan başka yerde ışık olmadığına göre, acaba nerede?”
“Bilmiyorum.”
161
161

