Page 163 -
P. 163
. .. .
-
baskerville'lerin kopegi
basker ville'lerin k opegi
“Gerileyip daha yükseğe çıkalım mı?”
“Daha iyi olacak.”
Sis duvarı ilerlerken evden beşyüz metre kadar uzaklaştık;
ayın üst ucuna gümüş yaldız sürdüğü yoğun deniz, durmadan
ilerliyordu.
“Çok geri gittik.” dedi Holmes. “Bize ulaşamadan, ona yaka-
lanmasını istemiyorum, fazla uzaklaşmayalım. Ne olursa olsun,
duralım artık.” Diz çöküp kulağını yere koydu. “Tanrım, nihayet
geliyor.”
Bozkırın sessizliğini, hızlı hızlı yürüyen ayak sesleri bozu-
yordu. Taşların arasına saklanarak, önümüzdeki gümüş uçlu
duvara dikkatle bakmaya başladık. Ayak sesleri yaklaşıyordu. Bir
perde arkasından çıkar gibi, sisin içinden beklediğimiz adam
çıktı. Yıldızların aydınlattığı geceye çıkınca, bir süre çevresine
bakındı. Derken, hızlı ve ürkek adımlarla ilerlemeye başladı.
Saklandığımız yerin önünden geçti ve arkamızdaki uzun yokuşa
tırmanmaya başladı. Sık sık sağ ve sol omuzundan başını çevirip
arkaya bakıyordu. Huzursuz olduğu belliydi.
“Konuşmayın.” dedi Holmes. Tabancasının horozunun kalk-
tığını duydum. “Dikkat, geliyor!”
Sisin içinden bir yerden sürünerek ilerleyen biri ya da bir
şeyin hışırtıları geliyordu. Elli metre ötemizdeydi bulut, üçümüz
de dikkat kesilmiştik, içinden ne gibi bir dehşetin fırlayacağına
bakıyorduk. Holmes’ün dirseğinin yanındaydım. Bir ara yüzüne
baktım. Soluktu ama canlıydı; gözleri, ay ışığında pırıl pırıl par-
lıyordu. Fakat birden kaskatı oldu, bakışlar ve dudaklar hayret
içinde aralandı, aynı anda Lestrade korkunç bir çığlık atarak,
kendini yere attı. Ben ayağa fırladım, kaskatı kesilmiş elim taban-
camın kabzasında, zihnim sisin karanlıklarından üstümüzden
sıçrayan o korkunç biçimin etkisi altında, felce uğramıştım. Bir
köpekti bu, kocaman, kömür rengi bir köpek ama hiçbir ölümlü
163
163

