Page 162 -
P. 162

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
              Büyük Grimpen bataklığı üstünde kesif beyaz bir sis oldu-
           ğunu söylemiştim. Bize doğru yayılıyordu. Alçak fakat kalın bir
           duvar gibi gelip durdu. Ay üstünde parlıyordu, sanki uzaktaki
           kayaların başlarını taşıyan büyük, pırıldayan bir buz tarlasıy-
           dı. Holmes’ün yüzü ona dönüktü, ağır ağır ilerleyişine bakıp
           bir şeyler mırıldandı.

              “Bize doğru geliyor Watson!”
              “Kötü mü?”
              “Çok kötü doğrusu! Planlarımı bozabilir. Saat neredeyse on
           olacak. Başarımız ve Sir Henry’nin hayatı, sisin yolu kaplama-
           dan, dışarı çıkmasına bağlı.”
              Gece üstümüzde, açık ve güzeldi. Yıldızlar soğuk ve parlaktı.
           Hilâl biçimindeki ay, bütün sahneyi yumuşak ve belli belirsiz
           bir ışığa boğuyordu. Önümüzde, evin kara kütlesi vardı, çatısı
           ve birbirine girmiş bacaları, gümüş gökyüzünde resim gibi
           duruyordu. Alt kattaki pencerelerden çıkan geniş altın rengi
           ışık çubukları, meyve bahçesine ve bozkırın üstüne doğru
           yayılıyordu. Birden, ışıklardan biri söndü. Uşaklar mutfaktan
           ayrılmışlardı. Işık sadece yemek odasında yanıyordu, katil ev
           sahibiyle, bundan haberi olmayan konuğu oturmuş puro içip,
           sohbet ediyorlardı.
              Dakikalar ilerledikçe, bozkırın yarısını kaplayan şu beyaz yün
           gibi ova, eve doğru gittikçe yaklaşıyordu. İlk ince tüyleri, ışık
           yanan pencerenin altında ve ışık karesinin önünde kıvrılmaya
           başlamıştı, ağaçlar beyaz buhar içindeydi. Sis çelenkleri, evin
           her iki köşesini sararak kesif bir duvar oluşturuyordu; üst kat ve
           çatı, gölgeli bir denizde, garip bir gemi gibi yüzüyordu. Holmes,
           öfke ile önümüzdeki kayanın üstüne ayağıyla vurdu ve toprağa
           bir tekme attı.
              “Onbeş dakika içinde çıkmazsa, yol sisle kaplanacak. Yarım
           saat sonra kendi ellerimizi bile göremeyeceğiz.”


            162
            162
   157   158   159   160   161   162   163   164   165   166   167