Page 60 -
P. 60
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
iyi olur. Şeytanın gücünün arttığı karanlık saatlerde, bozkıra
çıkmayın.”
İstasyondan iyice uzaklaştıktan sonra perona bakınca,
Holmes’ü ciddi ve asık suratla, hiç kıpırdamadan, dimdik dur-
muş, arkamızdan bakarken gördüm.
Yolculuk çabuk ve eğlenceli geçti, Doktor Mortimer’ın
İspanyol köpeğiyle oyunlar oynarken iki yol arkadaşımı daha
yakından tanımaya çalışıyordum. Birkaç saat sonra kahverengi
toprak kızıllaştı, tuğla granite döndü, bol otların daha zengin ve
daha ıslak bir iklime işaret ettiği, çevresi çitlerle kaplı tarlalarda
inekler otluyordu. Genç Baskerville pencereden heyecanla
başını çıkarıp, Devon manzarasının tanıdık çizgilerini görerek
bir çığlık attı.
“Buradan ayrıldıktan sonra, birçok yer gezdim, dolaştım
Doktor Watson.” dedi. “Ama burayla karşılaştırabilecek bir yer
hayatımda görmedim.”
“Ben de memleketiyle övünmeyen hiçbir Devonshire’lı
görmedim.” dedim.
“Bu, insanın soyundan ileri gelebileceği gibi, ülkenin bir
özelliği de olabilir.” dedi Doktor Mortimer. Yuvarlak Kelt kafa-
tasını görmek için dostumuza bir defa bakmak yeter, içinde de
Kelt isteği ve heyecanı, bir şeye bağlanma kuvveti vardır. Zavallı
Sir Charles’ın kafası ender görülen bir tipti. Yarı Galya, yarı
Ivernian özellikleri taşıyordu. Ama Baskerville Malikânesi’nden
ayrıldığınızda çok küçüktünüz değil mi?”
“Babam öldüğü zaman on dört on beş yaşlarındaydım,
kendisi güney kıyısında küçük bir evde oturduğu için, malikâ-
neyi hiç görmedim. Oradan da doğru Amerika’daki bir dostun
yanına gittim. Bozkır, Doktor Watson’a ne kadar yabancıysa,
bana da öyle, bozkırı görmeyi çok istiyorum.”
“Öyle mi? O hâlde arzunuz kolayca yerine getirilmiş demek-
tir, bakın, bozkır görülmeye başladı.” dedi Doktor Mortimer,
vagonun penceresinden eliyle işaret ederek.
60
60

