Page 64 -
P. 64
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
Kapıdan geçip bir yola girdik, tekerleklerin çıkardığı ses,
yerlere dökülmüş olan yaprakların içinde kayboluyordu.
Aralarından geçtiğimiz asırlık ağaçların uzun dalları, havanın
aydınlığını gölgeliyordu. Baskerville, ilerisinde hayalet gibi parıl-
dayan bir ev olan, uzun karanlık yoldan yukarı bakınca ürperdi.
“Burası mı?” diye sordu alçak sesle.
“Hayır, hayır, porsuklu yol öbür taraftadır.”
Genç Baskerville, kara kara düşünerek bakındı.
“Amcamın böyle bir yerde, başına bir felâket geleceğini
düşünmesine fazla şaşmamak gerekiyor.” dedi. “Kim olursa
olsun, bu manzara insanı korkutur. Altı ay içinde sıra sıra elekt-
rik lâmbaları dizeceğim buraya, ayrıca köşk kapısının önünü de
değiştireceğim. Swan ve Edison marka bin mumluk ampullerle
donatacağım.”
Yolun sonunda, uzun otların çevirdiği eve vardık. Sönmek
üzere olan ışıkta, ortada, balkonlu koskoca bir yapı kütlesi
vardı. Bütün cehpesi sarmaşıklarla kaplıydı. Sağında, solunda
tek tük açıklık vardı, ya bir pencere deliği ya da arma görünü-
yordu. Binanın orta bloğundan, eski, mazgallı, birbirinin eşi iki
kule yükseliyordu. Kulelerin sağında ve solunda siyah granitten
modern kanatlar açılıyordu. Tirizli pencerelerden sönük bir
5
ışık geliyordu ve dik, yüksek bacaların sadece tekinden duman
çıkıyordu.
“Hoş geldiniz Sir Henry. Baskerville Hall’e hoş geldiniz.”
Arabanın kapısını açmak için balkonun gölgesinden uzun
boylu bir adam çıkmıştı. Köşkün sarı ışığında bir kadın görü-
nüyordu. Gelip, arabacının bavulları indirmesine yardım etti.
“Ben hemen eve gitsem iyi olur. Bu aceleci davranışımdan
dolayı beni bağışlarsınız değil mi Sir Henry?” dedi Doktor
Mortimer. “Karım beni bekler.”
5 tiriz: Ensiz tahta.
64
64

