Page 74 -
P. 74
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
uzun, yeşil, büyük dalgalarda göz gezdiriyordu. “İnsan bıkmıyor
şu bozkırdan. Öyle harika gizemleri var ki aklınız almaz. Öyle
geniş, öyle ilginç, öyle sır dolu ki.”
“Buraları iyi tanıyorsunuz demek?”
“Buraya geleli daha iki yıl oldu. Buranın sakinleri benden,
yeni gelen diye söz ederler. Sir Charles yerleştikten kısa bir süre
sonra gelmiştik. Ama merakım buranın, bütün kıyısını köşesini
keşfetmeme sebep oldu, şimdi buraları benden daha iyi bilen
birinin çıkacağını sanmıyorum.”
“Tanınması zor mu?”
“Çok. Mesela kuzeye doğru büyük ovaya bakın, garip tepeleri
olan. Orada bir tuhaflık görüyor musunuz?”
“Güzel at binilecek bir yer, böylesine az rastlanır.”
“Böyle düşünmekte haklısınız ama bu düşünce pek çok
kişinin canına mâl oldu. Oraya buraya dağılmış şu parlak yeşil
noktaları görüyor musunuz?”
“Evet daha verimli gibi görünüyor oraları.”
Stapleton güldü.
“Orası büyük Grimpen bataklığıdır.” dedi. “İnsan olsun,
hayvan olsun bir kere yanlış bir adım attı mı artık öldü gitti
demektir. Daha dün bozkır atlarından birinin, o bataklığın
içine daldığını gördüm. Bir daha da çıkmadı. Uzun süre kur-
tulmak için uğraştı ama sonunda bataklık diğerleri gibi onu da
çekip yuttu. Ordan geçmek, kurak mevsimlerde bile tehlikelidir
ama bu sonbahar yağmurlarından sonra, daha korkunç bir
yer olur. Fakat ben bataklığın içlerine kadar girer, canlı olarak
çıkabilirim. Aman Tanrım zavallı atlardan biri daha.” Yeşil saz-
lar arasından yuvarlanan, oraya buraya atılan kahverengi bir
leke görünüyordu. Derken işkence çeker gibi uzun boynunu
yukarı çıkaran hayvan vahşi vahşi bağırdı. Atın sesi bozkırda
yankılanırken, tüylerim diken diken oldu ama yol arkadaşımın
sinirleri benimkilere göre daha sağlamdı.
74
74

