Page 70 -
P. 70
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
“Oğlum, işte burda kendisi. James, geçen hafta, Bay
Barrymore’a Hall’de telgrafı verdin, değil mi?”
“Evet baba, verdim.”
“Kendi eline mi?” diye sordum.
“Kendisi çatı arasındaydı, kendine veremedim. Bayan
Barrymore’a verdim, o da hemen kendisine teslim edeceğini
söyledi.”
“Bay Barrymore’u gördün mü?”
“Hayır efendim, çatı arasındaydı dedim ya.”
“Onu görmedinse, çatı arasında olduğunu nerden biliyor-
sun?”
“Canım karısı bilmez mi nerede olduğunu?” dedi posta
müdürü ters ters. “Telgrafı almamış mı? Bir yanlışlık olmuşsa,
Bay Barrymore’un kendisinin şikâyet etmesi gerekir.”
Soruşturmaya devam etmenin bir anlamı yoktu. Yalnız,
Holmes’ün kurnazlığına rağmen Barrymore’un Londra’da olma-
dığına dair elimizde herhangi bir kanıt yoktu. Londra’da oldu-
ğunu varsayalım, Sir Charles’ı canlı olarak en son görenin ve
İngiltere’ye döndüğünde yeni vârisi izleyen adamın o olduğunu
düşünsek ne elde etmiş olurduk? Başka biri adına mı iş yapıyor-
du, yoksa kendi hesabına mı? Barrymore’un, Baskerville ailesini
öldürmekle eline ne geçebilirdi? Times’ın başmakalesinden kesi-
len garip mektup geldi aklıma. Bu, onun işi miydi, yoksa onun
planlarına karşı gelmek isteyen başka birinin mi? Tek mantıklı
neden, Sir Henry’nin ortaya atmış olduğu gibi, aile korkutulup
kaçırıldığı takdirde Barrymorelar için rahat ve devamlı bir ev
sağlanmış olacağıydı. Ama bu genç Baskerville’nin çevresini
saran görünmeyen bir ağ gibi örülen derin ve ince planları
açıklayamazdı. Holmes’ün kendisi dememiş miydi, merak dolu
uzun araştırma sırasında böyle karışık bir olayla karşılaşma-
dım diye? Kurşuni tenha yoldan geri dönerken, arkadaşımın
70
70

