Page 92 -
P. 92

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
           bu saatinde ve karanlığında kimi görmek isteyebilirdi? Aklıma,
           bunun bir aşk macerası olabileceği geldi. Bu düşünce, uzun
           şüpheli davranışlarını ve karısının huzursuzluğunu açıklayabilir-
           di. Adam yakışıklı biri, bir köylü kızının gönlünü çalmış olabilir,
           bu bakımdan bu varsayımın tutması akıl dışı değil. Sabahleyin
           iyice düşündüm, bu düşünce saçma bile olsa şüphelerim beni
           böyle düşünmeye itiyor.
              Barrymore’un hareketlerinin gerçek açıklaması ne olur-
           sa olsun, bunları şimdilik Sir Henry’ye açıklamak isteme-
           dim. Fakat daha sonra fikrimi değiştirdim. Kahvaltıdan sonra
           Sir Henry ile görüştüm ve bütün gördüklerimi kendisine anlat-
           tım. Beklediğimden daha az şaşırdı.
              “Ben, onun geceleri yürüdüğünü biliyordum. Bu konuda
           kendisiyle görüşecektim.” dedi. “Söylediğiniz saatte koridordan
           gelen ayak seslerini ben de duydum zaten.”
              “O hâlde, her gece o pencereye gidiyor demek.” dedim.
              “Olabilir. Eğer bazı şüpheleriniz varsa, bunun ne olduğunu
           anlamak için, onu izleyebiliriz. Acaba dostunuz Holmes burada
           olsaydı ne yapardı?”
              “Söylediğinizi yapardı herhâlde.” dedim. “Barrymore’u izler
           ve ne yaptığını anlamaya çalışırdı.”
              “O hâlde biz de aynı şeyi yapalım.”
              “Ama bizi mutlaka fark eder.”
              “Sanmam çünkü adam biraz sağır, bazı şüpheleriniz varsa,
           bunun ne olduğunu anlamak için, onu izleyebiliriz. Ayrıca,
           ne olursa olsun şansımızı deneyelim. Bu gece ayak seslerini
           duyuncaya kadar benim odamda bekleyelim.” Sir Henry sevinçle
           ellerini birbirine vurdu. Bu macerayı, bozkırın sakin hayatını
           biraz değiştireceğine inandığı için, heyecanla karşılıyordu.
              Sir Henry, daha önce Sir Charles için plan yapan mimarla ve
           Londralı bir müteahhit ile görüşüyor. Burada yakında bir hayli



            92
            92
   87   88   89   90   91   92   93   94   95   96   97