Page 95 -
P. 95

BİRİNCİ

                                          .     ..    .
                                                     -
                               ville'lerin k
                     baskerville'lerin kopegi
                                               opegi
                     basker
           daha yakındı. Onlara doğru ilerliyor gibiydi. O sırada Sir Henry
           birden Bayan Stapleton’ı kendine doğru çekti. Kolunu kızın
           beline dolamıştı ama bana öyle geliyordu ki sanki kız başını
           yana çevirmiş, karşı koyuyordu. Sir Henry başını kıza doğru
           eğdiğinde, kız hayır der gibi elini kaldırdı. Derken birden ayrıla-
           rak, telaşla dönüp baktıklarını gördüm. Stapleton’dı buna sebep.
           Saçma ağı arkasında sallanarak onlara doğru bağırarak, deli gibi
           koşuyordu. Yanlarına gelince, heyecan içinde, dans eder gibi, el
           kol hareketleri yapmaya başladı âşıkların önünde. Bu sahnenin
           ne ifade ettiğini bilmiyorum ama sanki Stapleton Sir Henry’ye
           çıkışıyormuş gibi geldi bana. O da açıklamalarda bulunmaya
           çalışıyordu, Bay Stapleton ikna olmayıp, daha çok kızıyordu. Kız
           sessizce durmuş, ses çıkarmıyordu. Sonunda Stapleton topuğu
           üstünde döndü ve eliyle kız kardeşine emreder gibi, yanına gel-
           mesini işaret etti, o da kararsız kararsız Sir Henry’ye bir bakış
           fırlatıp, kardeşine doğru gitti. Doğa bilimcinin öfkeli hareketleri,
           kız kardeşine sinirlendiğini gösteriyordu. Sir Henry bir dakika
           kadar durup arkalarından baktı, sonra, geldiği yoldan yavaş
           yavaş geri dönmeye başladı. Üzüntülü vaziyette başını önüne
           eğmiş yürüyordu.
              Bütün bunlara bir anlam veremedim ama dostumun haberi
           olmadan bu kadar özel bir olaya tanık olduğum için çok utan-
           mıştım. Tepeden aşağı koşup, Sir Henry’ye yetiştim. Aklını
           kaçıracak kadar sinirlenmiş biri gibi, yüzünün kıpkırmızı ve
           kaşlarının çatılmış olduğunu gördüm.
              “Hey Watson! Nereden çıktın böyle?” dedi. “Yoksa her şeye
           rağmen peşimden mi geldin?”
              Her şeyi anlattım ona: Durup beklemediğimi, nasıl takip
           ettiğimi ve bütün olup bitenlere nasıl tanık olduğumu anlat-
           tım. Bir an, gözleri ateş içinde baktı bana ama açık kalpliliğim,
           öfkesini yumuşattı. Sonunda acı acı güldü.

                                                              95
                                                              95
   90   91   92   93   94   95   96   97   98   99   100