Page 21 - TÜRK İSLAM MEDENİYETİ TARİHİ
P. 21
Tarih, Medeniyet ve Kültür Kavramları 5
kelimedir. Avrupa’nın hiçbir zaman ve hiçbir sözcüğüyle ifade
edilemeyen bir bütün, tarihî inkişâfın muharrik kuvveti; asabiyet,
yani içtimâî tesanüttür. Umran, iki şekilde tezahür eder: Bâdiye
(çöl) hayatı, şehir hayatı. Bedevîlik, umranının ilk merhalesi, ama
kendi kendini aşacak olan bir merhale. Hadariyetin de çeşitli
merhaleleri vardır.”
Önemli yazar ve düşünürlerimizden olan Ahmet Ağaoğlu,
sosyal hayat açısından medeniyeti şöyle tarif eder:“Medeniyet
demek, hayat tarzı” demektir. “Ancak burada hayat kavramı en
geniş ve şümullü bir mânâda alınmalıdır. Yani hayatın bütün
tecellilerini, maddî ve manevî bütün olayları o kavramın içine
dâhil edilmelidir. O hâlde, medeniyet, düşünce ve tecessüs
tarzından başlayarak giyiniş şekline kadar, hayatın bütün olay-
larını içine alır.”
Sosyolog ve tarihçi Ziya Gökalp de medeniyeti, İbn-i Haldun’a
yakın şekilde şöyle tarif etmektedir:“Bazılarına göre, medenîlik
ve mütemeddinlik medeniyet hâlinde olmak” demektir. “Etnog-
rafya araştırmaları, bedevilerde hatta vahşilerde, kendilerine
mahsus bir medeniyet olduğunu ortaya koydu. Mütemeddinlik ve
medenîlikse, tekâmül etmiş milletlere mahsustur.”
Ahlâk-Medeniyet İlişkisi
Ahmet Rıfat Tasvîr-i Ahlâk adlı Ahlâk Sözlüğü’nde, mede-
niyet ile alakalı şunu söyler:“Medeniyet; zanâat ve sanatın ge-
lişmesi, ticaret, maarif ve bütün güzel duyguların terakkisi, nizam
ve intizamın meydana çıkıp kararlı bir ortama bürünmesi gibi
hayatın her sahasını içine alan bir kelimedir ki, güzel ahlâktan
doğar.”
Bu tanımdan anlaşılacağı üzere, Ahmet Rıfat, medeniyetin
güzel ahlâktan yoksun olamayacağına işaret ederek bu anlamda;
“Medeniyeti yalnız maddî ilerlemeye dayandıranlar, onun yüce
gayelerini takdir edememişlerdir. Hiç şüphe yok ki, medeniyet

