Page 24 - TÜRK İSLAM MEDENİYETİ TARİHİ
P. 24
8 Giriş
Fakat burada şunu da belirtmek gerekir ki; bilindiği gibi gü-
nümüz dünyasında, teknik ilerleme gitgide bütün yeryüzüne
yayılmaya başlamış, ulaşım ve iletişim araçları çoğalmış ve
hızlanmış ve dolayısıyla bilgi, düşünce ve sanatı yayma vasıtaları
artmış durumdadır. Bu gelişmelerden hareketle bazı ilim adamı
ve düşünürler, günümüzde medeniyetlerin zamanla tek bir mede-
niyet hâlinde birleşeceği fikrini ileri sürmektedirler. Bu fikri be-
nimseyenlerin sayısı da günden güne artmaktadır.
Ancak ne var ki, artık günümüzde bir “dünya medeniyeti”nin
doğmak üzere olduğuna inanan bu kimselerin, millî geleneklerin,
dil ayrılıklarının, ekonomik, sosyal yapılar ve dinî duygular yü-
zünden beliren farklılaşmaların, böyle bir medeniyetin doğuşuna
bir engel teşkil edebileceği ihtimalini de hesaba katmaları gere-
kir.
Kültür ve Medeniyet Arasındaki Münasebet
Avrupa-Lâtin dünyasının civilisation kelimesine karşılık, Al-
manlar daha çok “cultur” kelimesini benimseyip uzun müddet
kullanmışlardır. Nitekim muhtemelen bundan dolayı olsa gerek
ki, bu kelimeyi İngilizce’ye taşıyan Taylor (1871);“İlimleri,
inançları, sanatları, ahlâkı, kanunları, âdetleri ve insanın toplum
hayatında kazandığı diğer kâbiliyet ve alışkanlıkları kucaklayan
girift bir bütündür.” demek suretiyle medeniyet ile kültürü bir-
likte açıklamıştır.
Fransız Ansiklopedisi’nin yirminci cildinin beşinci bölümün-
de, Braudel tarafından yazılan“Oluşan Dünya”maddesinde, kül-
tür ile medeniyet arasındaki münasebet ve irtibatla alakalı şu
cümleler dikkat çekicidir:“1800’lere kadar kültürün i’rapta ma-
halli yoktu. Ama daha sonra bu kavram âdeta birbiriyle rekabete
girdi. Bundan dolayı arada bir karıştırıldı. Yahut biri tercih edil-
di. Bundan dolayı, Medeniyet Tarihi ile Kültür Tarihi aynı şey
sayıldı umumiyetle...”

