Page 18 - 9789753811705
P. 18
ve hem de zekâtı alana özel bir hidayet lütfu vermektedir. Hatta fakir olup da iyi ahlâk sahibi olmayanlar için «Ah... bir zekât rastlasa
da ıslah olsa...» denir. İslâm cemiyet yapısında böylesine üstün incelik taşıyan zekât ibadetinin asırlar boyu ihmal görmesiyle İslâm
dünyasının perişan hâli arasında ilgi kurmamak mümkün değildir.
İta’ya ait mânevî hikmetler de hidayet açısından bambaşkadır. Bir îta ile infâk edilen kişiler ve nesiller, uzun yıllar îta edenin du-
acısı olur ki; vakıf zihniyeti bu anlayıştan doğmuştur. Öldükten sonra, hidayet, dolyısıyla rahmet ve felâhın devamı böylesine îta’lar
aracılığı ile ebedileşmiş olur. Mü’minin ölmezliğindeki bir sır da; infâk ve îta’sının onu mahşere kadar hidayet şeklinde izlemesidir.
Şimdi de hidayet sırrının anahtar bir hikmetini öğreneceğiz. Çünkü hidayetin; gerçeğe erişme, güzel ve doğruyu bulma olduğunu
biliyoruz. Fakat bunun nasıl gelişeceğini, bizde nasıl bir hâdise yaratacağını tahmin edemiyoruz. Hâlbuki biz gaybe îmanla yola
çıktık. Namaz ve infâkla hidayet yoluna girdik. Şimdi ne olacak? En zarif incelik burada gizlidir. Zira gaybe imandan sonra bizim
fark edemediğimiz bir ince hikmet, bizi imanda gaybden yakîn olmaya götürecektir. Çünkü gaybde, O’nu bulup, O’na erişmede en
önemli nokta; yakîn olmaktır. Aksine gayb’den uzak kalırsak, o hâl tam bir körlüktür (6-7’nci âyetler).

