Page 45 - 9789753811705
P. 45
Kâinatın Fahr-i Ebedisi olan yüce peygamberimiz bu yüzden daima kulluğu ile övünmüştür.
Çünkü ilâhî istek, insanı kulluk sırrı içinde beyana çağırmaktadır. Yine bu nedenle kulluk yüce bir makamdır. Efendimiz, bir yan-
dan bu hikmeti anlatmak, bir yandan insanın kulluk makamındaki nazlı sırrını bildirmek için hep kulluğu savunmuş; her türlü mûcize
izharından kaçınmıştır.
İşte Allah, Kur’an’ın kesin olarak kendi kitabı olduğunu bu âyette bir kez daha vurgulayarak:
«Sakın bu kitabı Muhammed (s.a.s.) yazdı demeyin» buyuruyor.
Eğer Kur’an’ın Allah kitabı olduğundan en ufak şüpheniz varsa, tüm imkânlarınızı, bilgilerinizi, kompüterlerinizi bir araya getirin
bakalım bir sûresinin benzerini yapabilir misiniz? Ve âyette son cümlede çok önemli bir çağrıda bulunuyor:
«Eğer gerçekleri savunuyorsanız, iddianızda samimi iseniz buna teşebbüs ediniz.»
Özellikle: «Ey ilim ve fikir adamları! Siz gerçeği savunduğunuzu iddia ediyorsunuz. Haydi! Sadıksanız buna teşebbüs edin.»
24’ncü âyet bunun mümkün olmadığını kesin bir ilâhî emir hâlinde bildiriyor. Ayrıca da cehennemin tanımını getiriyor. Hem de
müthiş bir ilmî mucize sergileyerek cehennemi tanımlıyor.
Biz 24’ncü âyetteki bu üç ayrı mesajı tek tek tahlil etmeye çalışacağız:
a) Kur’an’ın, bir sûre ya da âyetinin benzeri neden yapılamaz?
«Kur’an Mûcizeleri» kitabımızda bu konuyu çok ayrıntılı ve ilmî olarak açıkladım. Burada ana başlıklar hâlinde vereceğim:
1) Kur’an’ın getirdiği kavramlar hiç eskimez. Garaudy’nin dediği gibi: «Yeryüzünde eskimeyen tek kitap Kur’an’dır.»
2) Kur’an’ın matematik mucizeleri, taklidi imkânsız bir kompüter düzenini temsil etmektedir. Tek harfinin değişmesi mümkün
değildir.
3) Gönüllerin esrarlı güzelliğini, duygu sistemini harekete geçiren; sevgi ve merhameti canlandıran tek kitap, tek mesaj kur’an’dır.
4) Kur’an çağlar ötesi bilimin tüm inceliklerini 14 asır önce bildiren ilâhî bir mesajdır. Kara deliklerden, atomun tanımına, akıl
almaz biyolojik gerçeklerden parite teorisine, manyetik gerilimden zamanın değişkenliğine kadar bütün ilmî sırları onda rahatça
bulursunuz.
5) O, çağın yanlışlarından korunan tek kitaptır. Çünkü kul yazısı hiçbir kitap, çağının yanlış kavramlarından kurtulamamıştır.
Hâlbuki Kur’an’da, o çağ için kesin bilgi sanılan hiçbir yanlışa rastlamak mümkün değildir.
6) Kur’an, âhenk ve sedası açısından da benzeri olmayan ilâhî bir senfoni sırrı taşır. Onun lâfzındaki âhenk ölü gönülleri diriltir;
tüm acıları siler.
7) Kur’an, akıl almaz insan bilinmezini tüm ayrıntıları ile çözen tek kitaptır. Bu yüzden, âyetleri bir goncanın yaprakları gibi iç içe
binbir hikmeti gizler.
Ve gerçekten onun taklidi, bir âyeti için dahi mümkün değildir.
Şu hâlde Allah kitabı olduğu kesin olan Kur’an gerçeği karşısında inkâr ve isyan cezasız kalamaz.
b) Allah, bile bile hakkı inkâr eden düşünceyi mutlaka cezalandırıyor. Daha doğrusu bir laboratuarda bu sapık inkârı yok ediyor.
Mânâ ilimlerinde cehennem için «arınma laboratuarı» tanımı kullanılır. Evrende Kur’an’a karşı çıkan her şey, her varlık yok olur.
İnsan düşüncesindeki isyan paraziti de ancak cehennem dediğimiz arınma laboratuarında yok edilir.
Şimdi de âyet, akıl almaz bir ilmî tanımla cehennemi anlatıyor:
c) Yakıtı o taş ve insan olan cehennem; o, gerçeğe kesin tavır alan kâfirler için hazırlandı.
Taş nasıl yakıt olabilir?
Bu mûcizevi tanımı ilim açısından incelemeye çalışalım:
1) Eğer bir mekânda taş yanıyorsa, burada nükleer ayrışım yapan müthiş bir enerji vardır.
2) Eğer bir mekânda taş yakıt olarak kullanılıyorsa; orada sıradan enerji olayları değil, yalnız şiddetli manyetik gerilim vardır.
Bu yüzden cehennem içine bir cisim girince otomatik olarak ayrışır; bir tarz yanma hâline geçer. Bu tarz bir yanış, özel bir arınma
laboratuarı operasyonudur.
3) Bu yüzden âyet, cehennemde bir yakıtın da insan olduğunu vurguluyor. İnsan yapısındaki küfür ve nifak eylemlerine göre
kompüterize edilen cehennem laboratuarı, onlar çıkana kadar insanı şiddetle yakıp dağıtacaktır. Ancak o boyutta ölüm yoktur. Her
an yeniden var olunacaktır.
Cehenneme ait diğer birçok özellikleri iki kitap hâlinde yayınlanan «Amme Cüz’ü Yorumu»’nda ayrıntıları ile anlattım. Bu âyetin
önemi, cehennemdeki enerji sistemini tanıtmasıdır.

