Page 44 - 9789753811705
P. 44
hangi mahrekte, hangi hızla seyredeceği önceden hesap edilmesi gerekir. Çünkü semâlar fizik olarak bina edilmiştir.
3) Semâdan su inmesi; yani yağmur olayı başlı başına ilmî bir mucizedir. Denizlerde iken hiçbir tarım kabiliyeti olmayan suyun,
buharlaşıp dünyanın dört bir yanına bereket ve hayat sırrı taşıması aklı olanlar için muhteşem bir ilâhî mûcizedir. (4)
4) Allah’ın su moleküllerine verdiği iyonik câzibe sayesinde, koskoca bir bitki dünyasına hayat vermesi ve dünyada akıl almaz
rızıklar yaratması ise her türlü idraki aşan ilâhî bir san’at hikmetidir.
Suyun bu hayat sırrını «Kur’an Mucizeleri» kitabımızda tafsil ettim. (5)
5) Şimdi bu dört maddede bildirilen hikmetler pek açık bir şekilde iken: Bile bile Allah’a nasıl eş koşarsınız? Bu 22’nci âyet,
Allah’a eş koşanlara dört önemli ilmî gerçeği hatırlatarak:
«Siz, Allah’a bile bile eş koşmayın» emrini getiriyor. Sûre, başından itibaren iman, küfür, nifak eylemlerini anlattıktan sonra; şimdi
sıra çok önemli bir konu olan Allah’a eş koşma olayına geliyor.
Çağımızda Allah’a eş koşma çok yaygın bir münâfıklık olayıdır.
Genellikle birçok insan «Allah’a inandık» dedikten sonra; ya da Allah’a inandığını sandıktan sonra döner Allah’a eş koşar.
Hâlbuki Kelime-i Şehadetteki:
«Şahidim ki Allah’tan başka ilâh (güç, etkin kuvvet baş eğilecek ma’bud) yoktur; ancak Allah vardır» andı Allah’a karşı tüm eş
koşmaların kapısını kapatmaktadır.
Çağımız insanı Allah’a nasıl eş koşuyor?
a) Bilimsel şirkler (eş koşmalar): Evrende farklı kuvvetler tanıyarak bunların ilgilerini, etkilerini tesadüflere bağlamak; hayatı,
dolayısıyla evreni, böyle çelişik kuvvetlerin arenası sanmak.
Cenab-ı Hak yukarda verdiği dört örnekte tüm kudret ve iradenin kendinde olduğunu, başka bir kudretin var sayılamayacağını
açıkça bildiriyor.
Hâşâ! Eğer çeşitli kuvvetler kendi başına evreni etki alanı olarak kullansa, semâlar bina olur ve arzda fizik nizam eksiksiz hâkim
olur muydu?
Deniz kendi başına kalsa; dünyanın her yöresine suyunu arıtılmış, elektrikle güçlendirilmiş olarak yayabilir miydi? Ve arz kendi
manyetik cazibesini iki zıt manyetik konveksiyonla böylesine sakin şekilde ayarlamasa, şiddetli cazibe karşısında biz arzda nasıl
huzur bulurduk?
Ya bitkiler! Nâmütenâhî hikmet içinde besinini, vitaminini, ilâcını böyle ahenkli sergileyebilir miydi? Bu gerçeklere rağmen şirk
içinde iseniz, bunu bilerek yapıyorsunuz; bu, nifakın bir parçasıdır.
b) İnanç şirkleri: Tüm kudretin, yukarda verilen dört örnekte anlatıldığı gibi, ilâhî kudretin taht-ı tasarrufunda olduğunu gördükten
sonra, nasıl olur da olayların seyrinde özellikle kaderde, başka kuvvetlerin, etkilerin varlığına inanılabilir? Ve de nasıl para, mevki,
şer güçler gibi kavramların ilâhî takdire karşı bir kuvvet olduğuna inanabilir?
Allah rızkın sahibidir. Senin ağzındaki lokmanın kaderi, ta okyanustaki su zerresinin semâya çıkıp bahçene yağmur şeklinde
inişiyle takdir edilmiştir. Sen bu ilâhî hikmeti gözardı ederek hâlâ başka zâhirî güçlere nasıl kulluk edersin?
Âyet 23-24: «Ve eğer kulumuza ceste ceste inzal ettiğimiz (indirdiğimiz) Kur’an’dan şüphede iseniz haydi onun ayarında bir sûre
meydana getirin ve Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, eğer gerçekçi iseniz (bunu deneyin).
Yok! Yapamazsınız ki, hiçbir zaman yapamayacaksınız. O hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan o ateşten sakının. O kâfirler için
hazırlanmıştır.»
23’ncü âyet, Kur’an’ın benzersizliğini tüm insanlara, zamanın sonsuzluğu içinde ilân ediyor.
Âyet iki temel mesaj veriyor:
a) Kur’an, Allah’ın en sevgili kulu Hz. Muhammed’e (s.a.s.) ceste ceste indirdiği ilâhî bir mesajdır.
b) Onun benzerini yazmak, meydana getirmek mümkün değildir.
Önce âyetin, kulu Muhammed’e inzal oluş sırrına yeniden bir göz atalım. Rahmân Sûresi’nin dördüncü âyeti; insanın, beyanı
öğrenmesi için yaratıldığını ve Allah’ın ona beyanı öğrettiğini bildirmektedir. Yine aynı sûrenin ikinci âyeti, Kur’an’ın insandan önce
yaratıldığını bildirmektedir.
Yine «Sûre-i Yûsuf’un Yorumu»’nun başında bildirdiğim gibi Kur’an, Levh-i Mahfûz’un Arapça’ya çevrilmiş bir mesajıdır. Şu hâlde
Kur’an kâinatın temel yapısını içeren bir şifreler demetidir.
Ancak gönül sırrı ile idrak edebilen bu muhteşem mesaj, gönlü en yüce olan Efendimiz’e Cebrail aracılığı ile ceste ceste indiril-
miştir.

