Page 49 - 9789753811705
P. 49
Aşağıdaki âyetlerde bu hayat tekrar hatırlatılacaktır.
Âyetin ikinci cümlesindeki: «Öldürülüp tekrar diriltileceksiniz» emri ise beşerî hayatımızın değişmeyen dönüşüm kaderini hatırla-
tıyor. İlmin çok önemli bir maddesi tekrarlanıyor. Bu ilmi kural şudur: Bir olay bir kez ceryan ederse ilmen kavranması zordur. Eğer
olay tekrar ediyorsa o olay ilmî bir kuraldır ve kolay kavranır. Çevremize dikkat edersek devamlı var oluş, yok oluş, tekrar var oluş
sürüp gitmektedir.
Hz. Mevlâna’nın dediği gibi: Çevremizde çok önemli bir olay, toprağa intikal eden her şeyin hayat bulmasıdır.
İşte âyet; bu gerçeklere dikkatimizi bir kez daha çekerek bizi imana davet ediyor. Hâlâ inanmayanlara da, «Siz nasıl küfürde ısrar
ediyorsunuz?» hitabı yapılıyor.
Âyet: «Özellikle ilk yaratılışınızı, elest hayatınızı nasıl hatırlamazsınız?» diyor. Nitekim aşağıdaki âyetlerde bu cennet hayatı
tekrar ayrıntılarıyla izah edilecektir.
Bu âyet dolayısıyla çağımızdaki büyük bir yanılgıya değinmek istiyorum: Kaynağı binlerce yıl öncesinin Hind felsefesine daya-
nan reenkarnasyon. Reenkarnasyon, yeniden bedenleşme kabuklaşma anlamına gelmektedir. Bu inanışa göre ruhlar, bir beden
öldükten sora başka bir bedene girer, böylece tekamül eder durur.
Bu inançta olanların dayandığı müşahede; bazı kimselerin eski ve kendinden bambaşka bir hayatı hatırlamaları, hatta bir başka
lisanı konuşmalarıdır.
Bu olaylar ruhsal bir kısa devreden meydana gelir. Yani bir kimsenin ruhu; bir başka ruhdan, bilmediğimiz bir yaklaşımla ceryan
olabilir.
Reenkarnasyon inancı ise, şüphesiz Kur’an emirlerine tümü ile ters düşer. İnsanların dünyada sorumlu oldukları hayat ve hesabı
tektir. Ayrıca ruh tekamül etmez. O ilâhî bir ceryandır.
Böyle bir düşünce; bir tarz ruh evrimciliğidir ki, Allah’ın kudretine silik bir acz düşürme gafletidir.
Kaldı ki, bu konuda bizlerin gözünden kaçan gizli bir gerçek payı olsaydı, Kur’an ve hadisler bu konuda mutlaka bilgi verirdi.
Âyetin mânâsı çok nettir. Ezelde var edilen ilk hayatımızla dünya hayatımızı bir hikâye zinciri halinde takdim etmektedir. Aşağı-
daki âyetler bu ölüm ve dirilişleri çok net şekilde açıklamakta, kesinlikle reenkarnasyona ait en ufak ima dahi yapmamaktadır.
Âyetin ikinci cümlesindeki geleceğe ait ölüş ve dirilişin, «O’na döndürüleceksiniz» hükmü ile sona ermesi, bu emrin kesinlikle
dünya hayatından sonra gelecek mahşer olduğunu göstermektedir.
Âyetin ilk cümlesindeki emri ise: «Ölü idiniz, diriltti» şeklinde tercüme etmiş bulunuyoruz. Hâlbuki bu bir lisan kifayetsizliğidir.
Âyetin tam karşılığı:
«Ölü iken ihya oldunuz, hayat buldunuz» tarzındadır. Ve 36 ve 38’nci âyetlerden anlaşılacağı veçhile; elestten cennete intikal
eden hayatımızdır.
Bâtıl Hind düşüncesine saplanıp reenkarnasyondan medet ummak, yaşadığı hayatta sorumluluktan kaçmak için mazerettir.
Âyet 29: «Yerde olanların hepsini sizin için yaratan O’dur. Sonra semaya yönelerek yedi sema olarak nizama koyan
O’dur. O her şeye alîmdir.»
Metodumuza uyarak âyeti üç mesaj hâlinde açıklamaya gayret edeceğim:
a) Arz’daki her şey insanlar için, ve özenle sizin için yaratıldı.
b) Yedi semâ ilâhî bir âhengin, san’atın ilmiyle kuruldu.
c) Allah her şeye alîmdir.
a) İnsan, çağımızın ilmine gerçekten sahipse; arzın, defalarca anlattığım gibi, manyetik alanı, ozon perdesi, rüzgârları gibi temel
yapısındaki incelikleri hemen fark eder.
Bir elmada, insanın günlük ihtiyacı oranında C vitamini ve demir olması, tüm hastalıklar için mutlaka bitkisel bir ilâcın bulunması
hep bu ilâhî hikmetin sadece birkaç örneğidir.
Evrimci biyolojistlere sorun; digital glikoziti kalp hastalarında hayat kurtarır. Peki bu maddenin mezkûr bitkiye ne faydası vardır?
Acıları dindiren morfinin haşhaş bitkisine ne yararı vardır?
28’nci âyetteki «Hâlâ küfürde neden direniyorsunuz?» emri, özellikle âyette büsbütün açıklığa kavuşuyor.
b) Uzaydaki yedi manyetik kuşağın akıl almaz dengesini özenle muhteşem bir san’at hâlinde yaratan O’dur.
Kâfire tekrar soruyor: «Sen ilminle, bir noktadan şiddetli bir patlama ile tüm evrenlerin dağılarak meydana geldiğini tesbit ettin.
Peki böyle akıl almaz şiddetli bir patlamadan sonra yedi manyetik kuşakta milyarlarca gezegen nasıl ahenkleşti? Akıl almaz

