Page 47 - 9789753811705
P. 47
II - FÂSIKLAR BÖLÜMÜ
Âyet 26: Allah bir sivrisineği, hatta daha üstününü mesel yapmaktan sakınmaz. İman edenler bilirler ki, o Rablerinden
gelen bir haktır. Amma kâfirler: «Allah bu meselle neyi kastetmiş?» derler. Evet, Allah onunla bir çoklarını şaşırtır, yine
onunla bir çoklarını hidayete götürür. Hem onunla yalnız fâsıkları şaşırtır.
Âyet 27: (Ki onlar) Allah’ın ahdini misak ile bağlandıktan sonra bozarlar. Allah’ın vaslını emrettiğini kat’ederler ve yer-
yüzünde fesat ederler. İşte bunlar hüsrana düşenlerdir.
Âyet 28: Allah’a nasıl küfrediyorsunuz ki? Ölü idiniz, sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek. Sonra sizleri yine diril-
tecek. Sonra da döndürülüp O’na götürüleceksiniz.
Âyet 29: Yerde olanların hepsini sizin için yaratan O’dur. Sonra semaya yönelerek yedi sema olarak nizama koyan
O’dur. O her şeye alîmdir.
Sûre bu bölümde, fâsıkların çirkin yüzünü açıklayacaktır. Bakara Sûresi hârika bir düzen içinde önce mü’minleri, sonra kâfirleri
ve münâfıkları tanıtmış, müşrikleri tarif etmiştir. Şimdi de fâsıkların çirkin çehreleri tanıtılacaktır.
Âyet 26: «Allah bir sivrisineği, hatta daha üstününü mesel yapmaktan sakınmaz. İman edenler bilirler ki, o Rablerinden
gelen bir haktır. Amma kâfirler: “Allah bu meselle neyi kastetmiş?” derler. Evet, Allah onunla bir çoklarını şaşırtır, yine
onunla bir çoklarını hidayete götürür. Hem onunla yalnız fâsıkları şaşırtır.»
Bu âyet, ilâhî mesajlarla insan karakterlerindeki ilgiyi dile getiriyor.
İlâhî mesajlarda çok önemli bir anlatım metodu misal ve kıssalardır. Nitekim bundan önceki âyetlerde munâfıkların içinde bulun-
duğu çıkmazlar iki örnekte gösterilmiştir.
Dünya, özellikle insan, gayb âleminin pek çok sırrını taşır. Bunları anlatabilmek ise, şüphesiz örnek ve bilinenlerden benzetme
yolu ile mümkündür.
Nitekim modern ilim öğretiminde de bu yol, en etkin metoddur.
Âyet-i kerime benzetme ve örnekleme metodunda misalin en küçük olabileceğini ve en basit örnekle bile en derin ilmî sırların
açıklanabileceği gerçeği ile başlıyor.
İlâhî kudretin, her hareketi kapsadığını bildiren bir emri, Efendimiz açıklarken:
«Bir sivri sineğin kanadını her açış kapatışı ilâhî izne ve iradeye bağlıdır» buyurmuştur.
Tarih boyunca ilâhî kudreti, basit gibi görünen bu örnekten daha iyi tanımlayan bir misal verilememiştir.
Şimdi âyetin mesajlarına geliyoruz:
a) İlâhî sırların örneklerle kavranması: Bu âyetten önce, münâfıklar ve kâfirlerin ne denli şaşkınlık ve çıkmaz içinde olduklarını
zarif örneklerde gördük. Ayrıca cennet ve cehennemde misaller getirilerek örnekler de anlatıldı. Meselâ cennet tanımlanırken «Al-
tından ırmaklar akan» tanımı, cennet fiziğinin temel sırlarını bildirmektedir.
Sûre-i Yusuf’tan hatırlayacağınız gibi, koskoca insan bilinmezi Hz. Yusuf kıssası içinde en ince ayrıntıları ile açıklanıvermiştir.
Âyetin bu ilk cümlesinde, tüm bu hikmetlere değinilmekle birlikte, Kur’an’ın çok özel bir sırrı da dile getiriliyor:
Kur’an’da basit bir cümle sandığımız herhangi bir beyan dahi çok derin hikmetler açıklar.
b) İlâhî mesajlar ne kadar sâde örneklerde verilirse verilsin; mü’minler «Rabbimizden gelen bir hak (bir gerçek) sırdır» derler;
onu uygular, inceliğini anlamak için gayret sarfederler.
İmanın çok önemli bir belirtisi; Kur’an mesajlarına karşı duyarlık ve uyumdur. Çünkü, kalp gözü Kur’an mesajlarındaki inceliği
hemen sezer.
Daha doğrusu mü’minin gönlü Allah sözünü duyar duymaz ilâhî bir alıcı radyo gibi ahengin zevkine varır.
c) Kâfirler ise, (perdeli) gönül makineleri çalışmadığı için ilâhî mesajlar karşısında bocalar durur.
d) Allah böylece verdiği örneklerle mü’minlerin imanını artırarak hidayete erdirir; kâfirleri de büsbütün çıkmazlara, dalâlete ve
karanlığa sürükler.

