Page 43 - 9789753811705
P. 43

Daha doğrusu kendi ilkel prensipleri içinde çıkmaza girmişlerdir.

            Çünkü Allah kadir-i mutlaktır. O’nun sonsuz kudreti tüm olayları, varlıkları en ayrıntılı noktalarında işgal etmiştir; muhittir.

            Bu yüzden O’na iman ve hamd niyazı olmazsa en basit noktalarda bile körlük, sağırlık başlar. Yani çok basit bir olayın farkedil-
         mesi dahi ilâhî müsaadeye tabidir.

            Şimdi âyetin son cümlesinin özelliklerini açıklamak istiyorum:

            «Şüphesiz Allah her şeye kadirdir»:

            Kadir: Mutlak kudret sahibi demektir; daimdir. O gücün bir benzeri yoktur. Zira, «Külli Şey’in»: Allah’dan gayrı yaradılmış varlık-
         ların tümü, demektir.

            O hâlde gerçeği anlamak için, âyetin bu cümlesini çok iyi kavramak gerekir. Allah’ın gücü her şeye hakim ve kadirdir. Daha doğ-
         rusu her varlıkta gördüğümüz güç; ilâhi tasarrufta «Kadir» esmasının yansımasından ibarettir. O kudrete karşı kulak tıkamaz, hamd
         edilir.

            Şimdi sûre; mü’min, kâfir ve münâfığı tarif ettikten sonra, tüm insanlara ortak bir hitapta bulunuyor. Burada 21 ve 24’ncü âyetler
         inanmayanlara hitap ağırlığı taşıyor. Ancak, emir tüm insanlaradır.


            Âyet 21: «Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk (ve ibadet) edin ki; korunan müttakilerden
         olasınız.»

            Nifak içinde olanlara, son örneklerle, içinde bulundukları hatalar tahlil edilip gösterildikten sonra, kulluğa çağırıyor. Bu davette
         üç önemli mesaj vardır.

            a) Sizden önce hem insan olarak, hem diğer varlıklar şeklinde olsun niceleri yaradılmıştır. Sen şimdi dünyaya yeni bir varlık gibi
         gelmiş de, olayları tahlile mi çalışıyorsun? Nice dahiler gelmiş, Allah’a teslim olmuş; nice azgın imparatorlar gelmiş, isyan edip pe-
         rişan olmuştur. Aklı yalnız kendinde var sanma! Çıkar yol Allah’a kulluk ve ibadettir.

            b) Ancak bu kulluğunuzla, muttakîlerden olma şansınız ihlâsınıza bağlıdır. Çünkü âyet «olursunuz» demiyor, «olasınız» diyor.

            Bakara Sûresi Yorumu-I»’de değindiğim gibi, Allah’a karşı sorumluluk duymak, kulluğa gelmek bir insanlık borcudur. İnsanın
         şeref sırrıdır.

            Ancak, buradaki kulluk ve ibadette asıl olanın namaz ve infak olduğu âşikârdır. Dikkat ederseniz burada gaybe imana davet
         yoktur. Gaybe iman bir gönül sırrıdır ve ihlâsla birlikte vardır.

            Bu âyet bütün insanları kulluğa çağırıyor. İnsan eğer kulluğa rağbet ederse, zaman içinde gaybe iman teşekkül eder. Ve ittika
         dolayısıyla “felâha” yol bulunur.

            c) Âyet hidayet sırrının ötesinde, insanları bu kez tümüyle kulluğa davet ediyor. Bu nedenle tüm insanlığa tarih hatırlatıldıktan
         sonra; şimdi ilmî bir ikaz yapılacak.

            Âyet 22: «O sizin için arzı beşik, semayı bina kıldı. (Yine sizin için) semadan su indirip türlü mahsullerden rızk çıkardı.
         Siz de artık bile bile Allah’a menendler koşmayın.»

            Âyetin dış mânâsına bakarsanız beş ayrı mesaj vardır:

            1) Arzı feraş (beşik, döşek) yaptı.

            2) Semâyı bina kıldı.

            3) semâdan su indirdi.

            4) O su vasıtası ile rızıklar verdi.

            5) Allah’a eş koşmayın.

            Bu hikmetleri önemleri nedeniyle tek tek inceleyeceğiz.

            1) Arzın insana döşek ya da beşik olma sırrı nedir? Arzın câzibesindeki âhenktir. Bütün gezegenlerin câzibesi kütlelerin kaba
         fiziğine bağlıdır. Arzda durum tamamen değişiktir. Arzın asıl cazibesini oluşturan kütlesi, çekirdek hâlinde merkezindedir. Bunun
         üstünde manto tabakası dediğimiz çok kalın bir tabaka vardır. Bu manto tabakası katı eylemlidir. Çekirdeğe nazaran daha serttir.
         Fakat birbirine zıt metalik oluşumdan teşekkül eden katmanları temsil eder. Yapısındaki bu zıt eylem, bir katında demir ve nikel,
         bir katında krom-nikel-demir karışımından kuruludur. Böylece birbirine zıt iki manyetik akım devamlı olarak akar durur. Bu sayede
         arzın câzibesi ve insana etki yapan manyetik eylemi akıl almaz bir rahatlık dengesine kavuşur. Yoksa biz arzda, alelâde çekim
         kanunlarına muhatap olsak çok zor şartlarda yaşardık. Aksine bir beşik rahatlığı veren arzın manto tabakası sayesinde özel olarak
         dengeleniyoruz.

            2) Semâlara gelince: On dört asır önce semâ bir boşluk sanılıyordu. Onun bina edilmesi nasıl bir kavramdır ? Bugün biliyoruz ki
         ünlü dağılan parçacıklar (Big-Bang) teorisi gereği tüm semâlar matematik ve fizik bir mekân kuruluşuna sahiptir. Uzayın her noktası
         fizik olarak bina edilmiş, o mekâna fizik ve geometrik bir eylem verilmiştir. Belli büyüklükte bir uydunun semâya atılması hâlinde;
   38   39   40   41   42   43   44   45   46   47   48