Page 54 - 9789753811705
P. 54
Âyet 34: «O vakit meleklere: ‘Âdem için secde edin” dedik, derhâl secde ettiler. Ancak iblis dayattı, kibrine yediremedi.
Zaten kâfirlerdendi.»
Âyette üç önemli mesaj var. Üstelik bu âyet başlı başına insanlık açısından fevkalâde önemli temel hikmetleri içermektedir:
a) Meleklerin secdesi.
b) Şeytanın isyanı ve nitelikleri.
c) Şeytanın ve ondan insana yansıyan isyanın temel hikmetleri.
a) meleklerin secdesi: Bütün semavî dinlerin temel inançları arasında meleklerin Âdem’e secdesi vardır.
Allah Âdem’i yarattıktan sonra cennette özel bir mekâna koydu. Önce meleklere «onu gezin» buyurdu. Ve melekler onu gezdiler.
Bu gezme olayı onun inceliklerini seyretme anlamınadır.
İşte bu seyr sırasında, Âdem’in gönlünü de melekler ziyaret etti, oradaki ilâhî sırrı gördü.
İşte secde emri, insanın gönül sırrınadır. Ve cenaze namazında ölünün gönlüne karşı imamın ve cemaatın namaz kılması da bu
hikmete dayanır.
Buradaki secdenin bir ulûhiyet secdesi olmadığı aşikârdır, ve secde ilâhî sırra, emre mutavaattır.
Yine bu secdenin bir sırrı da, meleklerin insanlara yardım sırrıdır.
Meleklerin secde emri verilince onlarda hiçbir tereddüt hissi olmadan hemen secde ettiler.
Melekler lâtif âlemde yaratıldıklarından nefsleri yoktu ve gerçekleri pırıl pırıl seyrederler.
Fakat iblis?
b) Âyette «İblis» olarak geçmesi çok önemlidir. İblis, şeytanın cin gurubu içindeki asıl ismidir. Allah burada önce şeytanın cin
sınıfından olduğunu bildiriyor.
Cinler, önce de değindiğim gibi enerjiden kurulu bilinçli mahlûklardır. Nefsleri mevcuttur. Dolayısıyla iman edeni de vardır, kâfiri
de vardır. İşte âyette işaret edildiği gibi şeytan kibirlendi ve secde etmedi.
Âyetin sonraki cümlesi «Zaten kâfirlerdendi» hükmü hassas bir emirdir. Bazı müfessirler «Takdirde zaten kâfirdi, o anda zuhur
etti» şeklinde kabul etmiş; bazı müfessirler ise «O anda kâfir oldu» şeklinde yorumlamışlardır.
Buradaki incelik; elest meclisinde İblisin evet sırrına iştirak etmediği gerçeğidir.
c) Şimdi küfürün temel yapısına geliyoruz, Allah’ın, şeytanın secde etmemesini anlatırken kullandığı tanım fevkalâde önemlidir:
«Direndi ve kibirlendi.»
Şu hâlde küfrün temel kaynağı benlik, gurur ve teslimiyette gecikmedir.
Sûre-i Nas’ın yorumundan hatılayacağınız (10) gibi; gönle şeytan bir kez yansıdı mı, derhâl gurur ve tereddüt yaratır. Artık onu
ilâhî secdeye getiremezsiniz.
O hâlde mutlak kulluğun sırrı; benliğin, gururun sıfır noktasına gelmesidir.
Şeytanın bu ana özelliğini hiç hatırdan çıkarmayınız. O noktaya gelmekten şiddetle kaçınalım.
Burada önemli bir nokta, şeytanın Allah’ı bile bile isyanıdır. Eğer bir insan Allah’ı tanıdığı hâlde, Kur’an’a uymuyorsa isyan
hâlindedir; şeytanlaşmış demektir.
Allah’ı tanımak kesinlikle yetmez. Yetse idi Feridduttin Attar Hazretlerinin buyurduğu gibi, şeytandan iyi kul olmazdı.
Önemli olan gururu terk edip Allah’a secde etmek, O’nun kitabına uymaktır.
Âyet 35: «Ve dedik ki ‘Yâ Âdem! Sen ve eşin cenneti mesken edinin. İkiniz de dilediğiniz yerde bol bol yiyin. Fakat şu
ağaca yaklaşmayın ki; haddini aşan zâlimlerden olmayasınız.»
Âyet, Âdem’in ve onun ricası ile yaratılan Havva’nın başlangıç hikâyesini anlatıyor. Sonra, Allah’ın bu çifte lûtuf olarak cennet
hayatını verdiğini bildiriyor. Onlara cennette sonsuz bir mutluluk dekoru sunuldu.
Ancak, özellikle bir ağacın meyvesi yasaklandı. Bu yasağın hükmü de cennette ihsan edilen lûtuflarla birlikte bildirildi:
«Eğer bu ağaca yaklaşırsanız haddi aşan zâlimlerden olursunuz.»
Âyetteki en önemli mesaj şüphesiz yasaklanan ağaç ve bunun altındaki hikmettir.
Sûre-i Rahmân ve Vâkıa’dan öğreniyoruz ki, cennette her meyvanın sonsuz türleri vardır. Ayrıca cennette evrendeki varlıkların
gerçek örnekleri sergilenmiştir.

