Page 58 - 9789753811705
P. 58

Âyet 54: Bir vakit Mûsa kavmine dedi ki: «Ey kavmi! Cidden siz o buzağıya tutkunluğunuzla kendinize zulmettiniz. Gelin
         bârinize dönün. Tövbe edin de, nefslerinizi öldürün. Böyle yapmanız, bâriniz yanında sizin için hayırlıdır.» Bu suretle töv-
         benizi kabul buyurdu. Gerçekten o, öyle Tevvab öyle Rahîmdir.

            40’ncı âyetten itibaren takriben 100 âyet Yahudileri anlatacaktır. Birçok şaşkın, Yahudilere bu sûre içinde böylesine geniş yer ve-
         rilmesini tenkide kalkmışlardır. Hâlbuki bu hikmet tam bir Kur’an mûcizesidir. Bugün yeryüzünde en etkin konu ekonomide, bilimde,
         politikada Yahudi konusudur. Ancak Yahudi konusuyla İsrail devleti’ni birbirine karıştırmamak lâzımdır.

            Bakara Sûresi’nin 40 ilâ 150’nci âyetlerinden öğreneceğimiz gibi, çağımızın tüm çelişki ve kavgalarında zâhirde Yahudi, enfüsde
         nefs problemi vardır. Bence günümüzün tüm fikir çelişkileri, ekonomi kavgaları bu âyetler vasıtası ile çok net şekilde anlaşılır. Ve
         aklı olanlara gerçeğin ışığını tutar.

            Veyl! Kendinin tüm yaşantısını görmezlikten gelip, bu âyetleri İsrail hikâyesi sananlara. Hâlâ böyle sananlar varsa; âyetlerin
         mûcizesi olarak, dünya politikasında şaşkınlığı, akılsızlığı yüzünden kendini ezdirmeye mahkûmdur.

            Bakara Sûresi yorumlarının ikinci kitabının bu bölümünde 40 ve 54’ncü âyetleri yorumlayacağız. «Bakara Sûresi Yorumu-3»
         kitabında Yahudilerle ilgili bölümün tümünü tamamlayacağız. Böylece Kur’an dili ile dünya politika ve ekonomisindeki kargaşanın
         bütün iç yüzünü seyredeceğiz.


            Yahudilerin tüm davranışları enfüsî mânâda nefs-i emmareyi temsil eder. Bunu da Kur’an tefsiri programı açısından hiç unutma-
         yın.

            Bu nedenle her âyette; nefsimizin çılgınlığına, tutarsızlığına ışık tutan mesajlar vardır. Zaten bunu hissedeceksiniz. Bu ne-
         denle 40 ve 54’ncü âyetler sûrenin en önemli âyetlerini temsil etmektedir. Sakın ola ki, bu muhteşem mesajları geçmişteki İsrail
         hikâyesinden ibaret sanmayın.

            İnsanın nefs yanılgısını âyetlerde seyredin ve buzağıya (altına) tapmaktan kaçının. Kur’an’ın bu önemli mesajlarını anlamazlık-
         tan gelmek, nasipsizlikten ötede bir hamakattır.

            Âyet 40: «Ey İsrailoğulları! Size in’am ettiğim nîmetleri hatırlayın. Ahdime vefa edin ki (ben de) ahdinize vefa edeyim, ve
         artık benden korkun.»

            Cennetten kovulma bölümünden sonra hemen İsrailoğullarını gerçeğe davet, çok önemli sırlar taşıyor.

            Cennetten kovulan insanoğluna dünya macerasındaki en klâsik örnek Yahudilerdir. İsrail; kelime mânâsı olarak Allah’ın kulları
         demektir.

            Âdem’in dünya macerasından sonra çeşitli kavimler, milletler türemiştir. Ortadoğu’da Âdemoğullarının en az karışmış ırkı Yahu-
         diler ve Araplardır.


            Âdem’den İbrahim’e kadar gelen nesiller, Âdem’in âri ırkıdır. İbrahim’den sonra ise bu âri ırk İshak kanalıyla Yahudileri, İsmail
         kanalı ile de Mekke çevresinden yayılarak Arapları meydana getirmiştir.

            Bu âyetten itibaren İsrail’den bahsedince, Hz. İshak’tan sonra Ortadoğu’da gelişen Yahudi kavmini anlayacağız.

            Âdem’den Hz. İbrahim’e kadar peygamberler halkası daima iyi bir kavim soylaşmasını izlemiştir. Yahudiler daha sonraki yıllarda
         da, diğer kavimlerle çok karışmamış gerçekten seçkin bir kavmi temsil etmiştir. 47. âyette bu konuyu daha da açacağım.

            Hz. İbrahim’den Hz. İsmail’e, oradan Efendimiz’e intikal eden soy ise şüphesiz mutlak ve seçkin bir asaleti temsil etmektedir.
         İsrail soyu, bu soyla kesinlikle kıyas dahi edilemez. Hz. İbrahim bölümünde bu konuya tekrar döneceğim.

            Allah’ın İsrail’e verdiği nimetleri 50’nci âyete kadar ayrıntıları ile göreceğiz. Şimdi yorumunu yaptığımız 40’ncı âyete dönelim.

            İsrailoğullarına, «Ahdinizde vefa edin» emrine gelince; daha önce gördüğümüz gibi, hidayete çağıran hikmet, cennet sözünü
         hatırlatmaktadır. Çünkü Yahudilere, hem Tevrat’ta hidayete çağrıya uymaları yazılıdır, hem de Efendimiz’e bu Tevrat âyetleri hatır-
         latılarak Yahudiler İslâm’a davet edilmektedir.

            Allah’ın İsrailoğullarına vaadine gelince, Tevrat’a uymaları kaydıyla vaat edilen cennettir. Allah bu âyetle İsrailoğullarına çok
         önemli ve özel bir çağrı yapıyor:

            «Benim sizi cennete tekrar kabûlüm için Tevrat’ın emrine uymanız şarttır. Tevrat ise, sevgili peygamberim Muhammed (s.a.s.) ve
         Kur’an’ın geleceğini haber vermektedir.» (12)

            Âyet 41: «Elinizdekini (Tevrat’ı) musaddık olarak gönderdiğim Kur’an’a iman edin. (Hele hele) ona inanmayanların ilki
         olmayın. Benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin, ve artık benden sakının.»

            Âyetteki mesajları tek tek inceleyelim:

            a) Kur’an’ın Tevrat ve suhufları tasdik etmesi: (İncil, Tevrat’ı net olarak tasdik etmez) Kur’an Tevrat’ı ve on emiri, yani suhufları
         tasdik eder. Ancak Kur’an tahrip olmamış Tevrat hükümlerini var saymaktadır. Domuz eti yasağı, zinada recm hükmü bunlardan
         birer örnektir. Bu hükümler, yine namaz ve zekât da Tevrat’ta yazılıdır.

            Ancak unutmayın; Tevrat, Efendimiz’in geleceğini de haber vermektedir. (Sifir 5, Fasıl 15 ve Sifir 1, Fasıl 20):
   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63