Page 55 - 9789753811705
P. 55
İşte bu ağaç maddeye yönelik enerji veren bir hassaya sahiptir.
Tevrat tefsirlerinde yasaklanan bitkinin buğday olduğu yazılıdır.
Çeşitli İncil yorumlarında ise bu meyvenin şehvet veren bir elma olduğu bildirilmiştir.
Ağacın ve meyvesinin, madde eylemini arttırdığı kesindir. Elma benzeri olması ihtimali ise daha kuvvetlidir.
Ayrıca bu meyvenin maddî eğilim kazandırdığı ve dünya zevki aşıladığı da kesindir. Âyetin önemli bir mesajı da:
«Meyvayı yemeyin» denmeyip de, «Ağaca yaklaşmayın» denmesidir. Çünkü bu ağacın meyvesinde insanı cezbeden değişik bir
güzellik, esrarengiz bir nitelik vardır. Ayrıca âyetin son cümlesinden anlıyoruz ki, maddesel eğilimi artıran bu meyve; aynı zamanda
insana isyan ve zulüm aşılıyor.
Muhyittin Arabî Hazretleri bu âyeti yorumlarken: «Hayatın bu safhası ruhun ilk sılasıdır. Ruhlar âleminden cennete geliş onun
için kesrette ilk maceradır» buyurmuştur.
Âyet 36: «Bunun üzerine, şeytan onları oradan kaydırdı. İkisini de bulundukları naz-u naîmden çıkardı. Biz de ‘Haydi’
dedik, ‘bâzınız bâzılarınıza düşman olarak inin. Ve size yerde bir zamana kadar bir karar var, bir nasip var.’»
Birinci mesaj şeytanın Âdem ve Havva’yı kandırışı olayıdır. Yasak olan ağaca Âdem ve Havva’nın bir süre yaklaşmadıkları kesin.
Acaba bundan sonra şeytan onları nasıl kandırdı? Bu konu üzerinde Kur’an’dan önceki semavî kitaplarda ayrıntılı bilgiler vardır.
İslâm velileri de bu önemli olayı çeşitli açılardan incelemişlerdir. Ben bunlar arasında en yakın olanını sizlere aktarıyorum. Şey-
tan önce Âdem’e, sonra da Havva’ya dost gözükerek onları kandırmaya çalıştı. Sonra hem Âdem, hem de Havva tarafından kovul-
du. Sonra bir hileye karar verdi. Şeytan nefis güzellikte bir yılan kılığına girerek Havva’nın yolu üzerine çıktı. Havva: «Seni şimdiye
kadar hiç görmedim, sen hangi bölgede yaşıyorsun?» dedi.
Çünkü cennette elbette zehirsiz olan yılanların güzelliği pek meşhurdur. Cennetin sonsuz orman ve bahçe dekoru içinde birbi-
rinden güzel yılanlar, hârika güzellikleri temsil eder. Bu dünyada yılanın zehirli olması ve bizim ona karşı korkumuz işte bu hikâyeyi
unutmamamız için Allah’ın gizli bir hilkat mesajıdır.
Yılan Havva’ya: «Ben eskiden bu kadar güzel değildim. Özel bir meyve yedim. Gittikçe güzelleşmeye devam ediyorum» dedi.
Gerçekten de ertesi gün daha güzelleşti.
Sonunda Havva bu güzelliğe özendi ve o meyveyi sordu. O meyve yasaklanmış meyveydi. O anda şeytanın bir arzu şeklinde
Âdem ve Havva’nın nefsine yansıdığı kesindir. Havva’nın daha çok güzel olmayı istemesi, Âdem’in de buna yatkınlığı isyanın temel
nedenidir. Böylece Âdem ve Havva elmayı yediler.
Ve sonra:
«Arza inin» emri ilâhîsi zuhur etti.
Âyetin inceliğine dikkat ederseniz, bu “Arza inin” emrinde tüm insanlara geçerli bir kader kompitürü devreye girmiştir. Çünkü âyet
burada:
«Bâzınız, bâzılarınıza düşman olarak inin» emri şeklinde zuhur etmiştir.
Demek ki, ininiz emrine hepimiz katıldık. Ancak bu vesile ile fevkalâde önemli bir gerçeği anlatmak istiyorum.
İnd-i ilâhîde zaman eylemi yoktur. Zaman, dört boyutlu madde sisteminde etkindir.
Allah bir hadiseyi irade buyurunca «Kün» (ol) emrini verir. O olay kompitürize bir şekilde zaman düzleminde diziliverir. Allah
«İnin» emrini verdiği an; kıyamete kadar arza gelecek her insan kompitür ekranına yazılmıştır. Sırası gelen arza iner. Bu emir ve-
rildiği zaman, bu ilâhî iradenin yansımasının tümünü kader ekranında seyretmek mümkündür.
«Bâzınız, bâzılarınıza düşman olarak» emrinin sırrına gelince:
Elest meclisi ile; Efendimizin «Belâ» (Evet) niyazına katılanlarla, bu katılmada gecikenlerin otomatik bir mücadele kaderi doğ-
muştur. (Ayrıca ilâhî niyaza katılmayanlar madde dünyasının zorunlu yasalarına uyarak aşikâr bir çıkar kavgasına mecbur olacak-
lardır).
Âyetin son cümlesi, hepimizin dünya hayatında belli bir kader çizgisi yaşama zorunluluğunu bildiriyor. Elbette bu «İnin» emri
içinde hepimizin ömür kaderi kompitüre kaydolmuştur.
Cennetten arza intikal tarzına gelince:
Hz. Mevlâna, «İnin» emri içinde, «Cennet şartları yapısını da terk edin» anlamı olduğunu söylüyor. Zîra âyette «Naz-u naîmden
çıkartılma» tanımı vardır. Bu tanım cennet şartlarına kompüterize edilen bedenin dünyadaki sonlu şartlara döndürülmesi anlamına
gelir.
Bu hikmet çok önemlidir. Çünkü cennet hayatında beden sonsuz hayata ayarlanmıştır. Dünyadaki beden ise sonlu olmaya, yıp-
ranmaya mahkûmdur.

