Page 100 -
P. 100
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
“Kötü bir şey yapmıyordum efendim. Pencereye mum tutu-
yordum?”
“Pencereye niye mum tutuyordun?”
“Sormayın, lütfen sormayın! Size yemin ederim ki kendi sır-
rım değil bu. Sadece benim sırrım olsaydı sizden saklamazdım.”
Birden aklıma bir fikir geldi, uşağın titreyen elinden mumu
aldım.
“İşaret olarak kullanıyordu herhâlde.” dedim. “Bakalım cevap
gelecek mi.” Mumu onun tuttuğu gibi tuttum. Ve gecenin karan-
lığına baktım. Belli belirsiz ağaçların kara gövdelerini ve hafif
ışık altında uzayan bozkırı görüyordum. Ay, bulutların arkasına
gizlenmişti. Birden bir zafer çığlığı attım; küçücük bir toplu
iğne başı gibi sarı bir ışık, gecenin karanlık örtüsünü delmiş,
pencerenin çerçevelediği siyah karenin ortasında parlıyordu.
“İşte orda!” diye bağırdım.
“Hayır, hayır efendim, bir şey değil, hiçbir şey.” dedi uşak
heyecanla. “Sizi temin ederim ki...”
“Işığı hareket ettir Watson.” diye bağırdı Sir Henry. “Bak o
da oynatıyor! Serseri herif, bunun bir işaret olduğunu inkâr
mı ediyorsun? Söyle! Kim o suç ortağın nedir bu maskaralık.”
Adamın yüzü meydan okur gibi bir tavır aldı.
“Bu benim işim, sizinle ilgisi yok, söylemeyeceğim.”
“O hâlde işini bırakır gidersin buradan.”
“Peki efendim, gitmem gerekiyorsa giderim.”
“Namusun lekelenmiş durumda. Kendinden utanman gere-
kir, ailen yüz yıldır bu evde yaşamış, sense bana karşı sinsi
oyunlar hazırlıyorsun.”
“Hayır efendim, size karşı değil!”
Bir kadın sesiydi bu, Bayan Barrymore kocasından daha
soluk yüzlü ve dehşet içinde, kapıda duruyordu. Yüzündeki
100
100

