Page 101 -
P. 101

.     ..    .
                                                     -
                     basker    ville'lerin k   opegi
                     baskerville'lerin kopegi
           güçlü duygu ifadesi olmasa, şal ve eteklik içindeki şişko vücudu
           komik görünebilirdi.
              “Gidiyoruz Eliza. Burada işimiz bitti. Topla eşyalarımızı.”
           dedi uşak.
              “Ah John, John, bütün bunlara ben neden oldum! Hepsi
           benim suçum Sir Henry, hep benim suçum. Yaptıklarının hepsi
           benim içindi, ben yalvardığım için.”
              “O hâlde, her şeyi açıkça anlatın.”
              “Zavallı kardeşim bozkırda açlıktan ölüyor. Kapımızın önün-
           de ölmesine gönlümüz razı olmaz. Işık, gelip yemeğini alması
           için verilen bir işarettir. Onun ışığı da yemeğin götürülmesi
           gereken yeri gösteriyor.
              “Demek ki kardeşiniz...”
              “Kaçak mahkûm efendim, cani Selden.”
              “Gerçek bu efendim.” dedi Barrymore. “Kendi sırrım olma-
           dığı için size anlatamayacağımı söylemiştim. Şimdi öğrendiniz
           artık ve bu hareketin size karşı olmadığını gördünüz.”
              Demek ki gizli hareketler ve penceredeki esrar, buydu. Sir
           Henry ve ben, hayret içinde kadına baktık. Bu saygı değer kadı-
           nın, ülkenin en tehlikeli canilerinden birinin kardeşi olmasına
           imkân var mıydı?
              “Evet efendim, benim adım da Selden’di, küçük kardeşim-
           dir benim. Küçükken çok şımartılıp, başı boş bırakıldığı için,
           her istediğini yapıyordu. Büyüyünce kötü arkadaşlar edindi,
           şeytan ruhuna girdi, annemin kalbini kırdı ve adımızı lekeledi.
           Suç üzerine suç işledikten sonra, Tanrı korudu da darağacın-
           dan kurtuldu ama benim için, hâlâ o küçükken baktığım ve
           abla olarak sevdiğim kıvırcık saçlı haylaz çocuktur. Bir fırsatını
           bulup, hapishaneden kaçmış. Burada olduğumuzu, ona yardım
           etmekten kaçınmayacağımızı biliyordu. Açlıktan bitkin bir
           durumda, ayaklarında zincir buraya sürünerek geldiğinde ne



                                                              101
                                                              101
   96   97   98   99   100   101   102   103   104   105   106