Page 98 -
P. 98

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
           ca, öyle şaşkına dönmüş ki bir süre ne yaptığını, ne dediğini bile-
           memiş. Bütün olup bitenler için çok üzülmüş ve kız kardeşi gibi
           güzel bir kızı, bütün hayatı boyunca kısıtlamanın ne kadar delice
           ve bencilce bir şey olduğunu anlamış. Elinden gitmesi kaderse,
           kötü birine gideceğine, iyi birine gitmesini tercih edermiş. Ama
           ne olursa olsun kendisi için büyük bir darbeymiş bu ve buna
           dayanabilmesi için biraz zaman istiyormuş. İşe üç ay ara verir
           de, hemen evlilik istemeden kız kardeşiyle arkadaşlığa devam
           edilirse hiç engel olmayacağını söyledi. Ben de söz verdim.”
              Böylece, küçük problemlerden biri çözülmüş oldu. İçinde
           yürümekte olduğumuz bu bataklığın bir yerinde dibi bul-
           mak yine de bir aşama sayılır. Şimdi Stapleton’ın kız karde-
           şinin, Sir Henry’ye karşı ters davranmasının asıl sebebini
           biliyoruz. Dolaşmış çileden çektiğim bir ipliğe daha geçiyo-
           rum. Geceki hıçkırıkların sırrına, Bayan Barrymore’un gözyaşı
           dolu gözleri, uşağın evin batıya bakan kafesli penceresine yaptığı
           yolculuk. Beni tebrik et sevgili dostum, bir dedektif olarak
           seni hayal kırıklığına uğratmadığımı söyle, beni gönderirken
           gösterdiğin güven yüzünden, pişman olmadığını söyle. Bütün
           bunlar bir gece içinde çözüldü.
              ‘Bir gece’ dedim ama aslında ‘iki gece,’ çünkü ilk gecede
           bir sonuç elde edemedik. Sir Henry ile sabahın üçüne kadar
           oturduk, merdiven başındaki saatin vuruşundan başka ses
           duymadık. Pek sıkıcı bir nöbetti. İkimiz de oturduğumuz yerde
           uyuya kaldık. Fakat umudumuzu yitirmedik ve yeniden bek-
           lemeye karar verdik. Ertesi gece, lâmbayı aşağı indirdik, ses
           çıkarmadan beklemeye başladık. Zaman geçmek bilmiyordu,
           tıpkı bir avcı gibi, kurduğu tuzağa avının düşmesini sabırla
           beklediği gibi, inatla bekliyorduk. Saat biri vurdu, ikiyi, yine
           boşuna beklediğimiz sanmıştık ki birden oturduğumuz yer-
           den doğrulduk, yorgun olan beş duyumuz hazır ol durumuna
           geçti. Çünkü koridorda bir ayak sesi çıtırtısı duymuştuk. Sessiz
           sessiz yürüyerek uzaklarda kayboldu. Derken, Sir Henry yavaş-


            98
            98
   93   94   95   96   97   98   99   100   101   102   103