Page 32 - 9789753811705
P. 32
Bu üç örnekte, dikkat ettiyseniz ittikanın tam ters davranışlarını müşâhede edeceksiniz: İnfaktan, namazdan ve gaybe îmandan
uzaklaşma! Böylece 7’nci âyet, ikinci âyeti bir başka açıdan yorumluyor:
Bunun mânâsı şudur:
«Eğer ittikadan kaçarsanız, önce küfre düşersiniz, sonra kalbiniz mühürlenir...»
Cenab-ı Hak, küfre düşen bir kimseyi sonsuz rahmetiyle uzun süre gözetimde bırakır; yani kalbini mühürlemez. Ona dönüş şansı
tanır; Ebusufyan’da olduğu gibi.
Fakat gurur, buhl ve Efendimiz’e karşı şenaatte direnirse; derhâl ilâhî gazap mührünü vurur. Ve artık iflâh olmaz. Şu hâlde kü-
fürde direnenlerde bu üç hassanın birini gördük mü, ondan ümit kesmekte isabet ederiz; çünkü o bitmiştir: Fâtiha’nın «mağdubin»
gurubuna girmiştir. Diğer kâfirler ise «dâllin»dir; günün birinde Rabbimiz hidayet verebilir.
Şimdi çok daha önemli bir noktaya geliyorum:
Günahdan küfre, küfürden kalp mühürlenmesine giden korkunç tehlikelerden nasıl uzak kalacağız?
Bütün yazılarımda ve konuşmalarımda, günahla küfür arasındaki ince nüansa çok dikkatinizi çekmişimdir. Ancak unutmayınız
ki; şeytanın ve nefsin günah işletmekten muradı; bizi günahkâr kılmak değil, fırsatını bulup kalbi mühürletecek noktaya getirmektir.
İşte Kur’an bu nedenle günahlardan kaçmamızı emretmektedir. Bir insan günah işleye işleye, adım adım küfre yaklaşır.
Günahlardan küfre geçiş, Kur’an âyetlerinden aldığımız mesajlara göre şu noktalarda teşekkül eder:
1) Günah işleyen, daima günah çevresinde günahkârlarla dost kalacağından, yavaş yavaş günahkârlığı karakter çizgisi hâline
getirir.
Muhiddin Arabî, ünlü «Satranç»ında bu hâle «ağyar-ı bet» der ki; insanı hızla küfre kaydırır.
2) Günah işleyen, suçuna karşılık te’vil yolları arar. En tehlikeli oyun da budur. Bu te’vil hastalığı ilerleyerek Kur’an’a saygıyı
azaltır. Sonunda küfre götürür. Zaten tövbenin temel sırrı budur. Günah işleyen te’vile kapılmadan suçunu idrak etmelidir. Bu idrak,
te’vilden ve küfürden kurtarır. Bu nedenle, tövbenin ardından, yeniden günah işlenmesi bile -yeni tövbeler şartıyla- te’vile kaçmak-
tan çok iyidir.
3) Günah kompleksine düşme: Nefsin ve şeytanın bir oyunu da, günah işleyen insanı, paniğe kaptırarak saflarına almaktır. Yani
«Sen nasıl olsa büyük günahkârsın, sen artık iflâh olmazsın, günaha devam» sloganıdır. Bu yorum ise yanlış bir yargıdır. Yüce
kitabımız: «Zalimlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez» buyurmaktadır.
4) Küfre götüren günahlar açısından önemli bir konu, şüphesiz günahın cinsidir.
Bazı kişilerce, hangi günahın daha ağır olduğu çok yanlış ölçüler içerisinde değerlendirilmektedir. Konunun en önemli noktası,
günahın küfre götüren cinsten olup olmadığıdır. Bunun ölçüleri ise çeşitli âyetlerde çok açık anlatılmıştır.
Bu konudaki incelemelerim açısından bir özet yapmak istiyorum:
a) Bir günah gurura götürüyorsa, bu ağır bir günahtır. Yüce kitabımız da, bu konuda pek açık örnekler vermiştir. Nemrut’tan
Firavun’a; Âd kavminden Romalılar’a kadar tüm azgınların günâhları gurur noktasında billurlaşır. Sûre-i Hümeze yorumundan ha-
tırlayacağınız gibi; başkasını istiskal (küçük görme), bu açıdan masum gibi görünen, aslında en ağır günahlardan biridir (16). Yine
Yâsin Sûresi’nde bildirilen «boynu dik, başı havada şaşkınlar» hangi görüntüde olursa olsun günahın zirvesinde, dolayısıyla küfür
eşiğindedir.
Unutmayınız: Bu bölümde küfür eleştirisini yapmıyoruz. İnandığı hâlde günah işleyenlerin günahlarındaki tehlikeli dönemeçleri
inceliyoruz.
Bir günah gönül incitiyorsa fevkalâde ağır bir günahtır. Fakire, yetime, garibe, darda kalmışlara karşı kötü davranışlarımızla
işleyeceğimiz her günah; kul hakkına tecavüz etmese bile çok ağır günahlardır. Hele onlara karşı hak tecavüzü söz konusu ise,
inanınız adam öldürmekten çok daha ağırdır.
Yine yüce kitabımızın bu konuda sık sık bizleri ikaz eden âyetlerini Amme Cüz’ü Yorumları’ndan hatırlayacaksınız.
Bu tarz günahlar aniden gönül kapısını kapadığından, tüm hidayet yollarını tıkamıştır. Bu madde çok önemlidir. Zira tersine de
çalışan bir yönü vardır. Bir insan günahkârken gönül kazanırsa, günahlarından kurtulur. İnfâkın önemli bir sırrı bu noktada gizlidir.
Bir fahişenin, bir sarhoşun birdenbire hidayete ermesini anlatan pek çok hikâye dinlemişsinizdir. İşte bu ilâhî mağfiret hep bu
maddedeki gönül kazanma sırrından yansır.
c) Sakınılması gereken üçüncü bir günah türü de, günah üreten günahlardır. Bazı günahlar başka günahlara yataklık ederler.
Bunların en çok bilineni, yalandır. Gerçi yalanın günah barajını aşarak küfrü temsil ettiği konusunda çok ciddi kayıtlar vardır. Şüp-
hesiz ki, bu tür yalanlar, günlük hayatımızda yanlışlarla zorlandığımız yalanların daha üstünde bâriz yalanlardır. Fakat, bir yalan,
ne kadar masum olursa olsun başka yalanlara yataklık eder. Günahlar arasında hemen küfre götüren en önemli günah, yalandır.
Günah üreten bir günah da içkidir. Gerçekten içki çok tehlikeli bir günahdır; yeni günahlara daima gebedir.

